(1163 S. K. m. 8) (1086 S. K. m. 238, 428)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesince verilen 16/10/1997 tarih ve 262-542 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin kooperatif bir kısım mallarının satılacağını duyması üzerine kooperatife gittiğinde 1984 tarihindeki bir gazete ilanına dayanılarak ortaklıktan çıkarıldığını öğrendiğini, ihracını gerektiren koşulların olmadığını ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan çıkarma kararını iptali ile müvekkilinin ortak olduğunun tespitine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili kooperatifin ortağı olmadığını, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre: davalı kooperatifçe davacıya hitaben yazılan 5/5/1997 tarihli yazıda, davacının eski üye olduğu 1984 yılında mevcut üyeliğinin,üyelik yenilemesi yapılması hususunda verilen gazete ilanına karşın üyelik yenilemesi yaptırmadığından kaydının silindiğinin belirtildiği, yazıda sözü edilen ilanın 19/1/1984 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yapılmış olup, bu ilanda ismi geçenlerin iki resim, nüfus kağıdı örneği ve ikametgah belgesi gibi gerekli belgeleri ibraz etmediklerinden üyelikten ihraç edildikleri, bu belgeleri ilan tarihinden itibaren 3 ay içinde yapmaları halinde üyelik haklarının devam edeceğinin belirtildiği, davacı adının ilan listesinin 629. sırasında yer aldığı, ihraca yönelik koşullar varsa ilan yapılabilmesi için, öncelikle kooperatifin ortağının bilinen adresine tebligat çıkarması bu yolla sonuç alınamazsa makul bir araştırma yapılması ve ortağın adresi tespit edilemez ise, o zaman ilanen tebligat yapılması gerektiği, davalı kooperatifin bu hususa riayet etmeksizin doğrudan ilanen tebligat yoluna gitmesinin usulsüz olduğu, kooperatifin ortağı olduğu gerek yazısı gerekse ilan metnine göre sabit olan davacıya belirtilen şekilde işlem yapıldığına dair kanıt ibraz edilemediğinden, ilanen yapılan bildirim geçerli olmadığından davalının hak düşürücü süre geçtiği yolundaki savunmasının doğru olmadığı, ayrıca ilanda belirtilen belgelerin verilmemesi hususunun ana sözleşmeye göre ihraç nedeni sayılamayacağından çıkarmalarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacı hakkında verilen çıkarma kararının iptali ile davacının ortak olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı kooperatifin "Türkiye Zirai Donatım Kurumu Personeli Mahdut Mesuliyet Yardımlaşma ve Tüketim Kooperatifi" adı altında kurulduğu ve ana sözleşmenin 16.7.1989 tarihinde tescil edildiği, bu kooperatiften ayrı olarak "Zirai Donatım Kurumu Mensupları ve Emeklileri Yardım Derneği ( Vakfı ) adı altında bir kısım Zirai Donatım Kurumu personelinin üye olduğu bir oluşum bulunduğu, davalı kooperatifin gerçek ortaklarının tespiti bakımından 8.5.1993 tarihinde genel kurul toplayarak yönetim kuruluna bu konuda yetki verdiği, yönetim kurulunun bunun için her ortağın nüfus örneği sureti, ikametgah belgesi ve kurumda çalıştığına dair belgeleri ibraz etmeyen kişilerin kooperatif ile ilgileri bulunmadığının kabul edileceğine dair gazeteye ilan verilmesine karar verildiği bu ilanın Cumhuriyet Gazetesi'nin 19.1.1984 tarihli nüshasında yayınlandığı, bu ilanın davacının açıkladığı şekilde kooperatifçe davacının ortaklığını benimseme anlamında olmayıp, gerçek kooperatif ortaklarının tespiti ve vakıf üyelerinin kooperatif üyeliğine kabul için gereken işleri davet maksadına yönelik bulunduğu, diğer yandan Zirai Donatım Kurumu Mensubunun kooperatif ortağı olabilmesi için, davalı kooperatif ana sözleşmesinin 10. ile 11. ve 1163 sayılı yasanın 8. maddesinde belirtilen koşulları taşımaları ve bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvuruda bulunmaları, yönetim kurulunun da ortaklığa kabul kararı vermesi ve davalı kooperatif ana sözleşmesinin 8. maddesinde yazılı giriş aidatlarını ödemeleri gerekmektedir. Yönetim kurulunun ortaklığa kabul kararı olmazsa bile kooperatifin o kişiye ait giriş aidatını kabul ettiği, bunu ihtiyaçlarında kullandığı, o kişiyi genel kurullara çağırdığı, o kişinin de yıllarca genel kurullara girip, kooperatifin faaliyetine katıldığı sabit olursa bu kişinin kooperatifin ortaklığına zımnen kabulü edildiğini benimsemek gerekmektedir. O halde, davacı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.2.1998 gün ve 98/11-11 E, 1998/128 sayılı ilamında benimsendiği gibi öncelikle, kooperatif ortağı olduğunu kanıtlamak zorundadır.
Somut olayda davacı, bu gazete ilanından başka bir kanıta dayanmamış ve başkaca kanıt ibraz etmemiştir. Mahkeme de, davalı kooperatifin bu gazete ilanındaki sözlerinin davacının ortaklığına kanıt olarak görmüş ve bu delile dayanarak davayı kabul etmiştir. Davacı vekili de, mahkeme kararını gerekçe yönünden temyiz etmediği için de, kanıt olarak bu gazete ilanını benimsemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle gazete ilanı tek başına davacının kooperatif ortağı olduğuna kanıt olamayacağından, davanın reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.3.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy