(6762 S. K. m. 767)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.12.1996 tarih ve 1443-1220 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı hesabına yaptığı taşımadan doğan alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, 14.878.000 TL'nin %65 oranında reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşımalardaki collect kaydının nakliye ücretinin alıcı tarafından ödenmesi gerektiğini gösterdiğini, gönderilerin alıcısına teslim edildiğini ve alıcı tarafından ödendiğini, zaman aşımının dolduğunu ve faiz oranının yüksek gösterildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, fatura tarihi itibariyle zaman aşımının dolmadığı, davacının taşıma ücretinin alıcı tarafından ödenmemesi halinde davalıdan taşıma ücretini isteyebileceği gerekçesiyle ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde taşımadan doğan alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, 14.878.000 TL'nin %65 oranında reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşımalardaki collect kaydının nakliye ücretinin alıcı tarafından ödenmesi gerektiğini gösterdiğini, gönderilerin alıcısına teslim edildiğini ve alıcı tarafından ödendiğini, zaman aşımının dolduğunu ve faiz oranının yüksek gösterildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, fatura tarihi itibariyle zaman aşımının dolmadığı, davacının taşıma ücretinin alıcı tarafından ödenmemesi halinde davacının taşıma ücretinin alıcı tarafından ödenmemesi halinde davalıdan taşıma ücretini isteyebileceği gerekçesiyle ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde taşımadan doğan alacak hakkına dayanmış ise de cevaba cevap dilekçesinde bu kez tazminat istemlerinin yurt dışındaki UPS şirketine yaptıkları ödemeden doğan rücu hakkına dayandığını ileri sürmüştür. Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ve rücu hakkına dayanan davalarda zaman aşımı rücu hakkının doğduğu tarihte başlayacağından, mahkemece öncelikle bu tarihin saptanarak TTK'nin 767. maddesinde öngörülen bir yıllık zaman aşımı süresinin dolup dolmadığının saptanması, bu ayrık durumun dışında eşya taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan alacak davalarında zaman aşımının eşyanın gönderilene teslim edildiği ve eşya zayi olmuşsa tesliminin lazım geldiği tarihten itibaren başlayacağının göz önünde tutulması, bundan sonra ortaya çıkacak sonuca göre işlem yapılması gerekirken, zaman aşımı itirazının davacı tarafından düzenlenen fatura tarihi nazara alınarak çözümü yoluna gidilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.3.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy