(5846 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesince verilen 23.10.1997 tarih ve 1321-871 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 5.5.1998 gününde davacılar avukatı Levent Kip ile davalı hazine avukatı Ümit Pamukçu gelip, diğer davalılar tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Merhum Reşat Ekrem Koçu'nun hazırlayarak yayınladığı 173 fasiküllük İSTANBUL ANSİKLOPEDİSİ ismindeki eserin tüm haklarını 1977 tarihinde müvekkillerinin murisi Enver Esenkova'ya devrettiğini, davalıların ise 8 ciltlik hazırladıkları bir esere aynı ismi vererek piyasaya arzettiklerini reklam broşürlerinde tüketiciyi yanılttıklarını, bu hususun haksız rekabet olduğunu, davalılar tarafından küçük harfler ile eklenen Dünden Bugüne ibarelerinin iltibası önlemeye yeterli olmadığını, sanat ve edebiyat eleştirmenlerinin dahi iddiayı haklı kılan yazılar yazdıklarını, bu nedenle müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, şimdilik (200.000.000) lira maddi ve (50.000.000) lira manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Türk Ekonomi ve Toplumsal Tarih Vakfı vekili cevabında, zamanaşımı bulunduğunu, davacıların dava haklarının olmadığını, eserlerin isim ve içerik itibariyle farklı olduklarını, İstanbul Ansiklopedisi sözcüklerinin genel nitelikte bir isim olması nedeniyle, FSEK. 83/2 maddesi gereğince haksız rekabete konu yapılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili de, zamanaşımı bulunduğunu, davacıların dava haklarının bulunmadığını, her iki eserin içerikleri itibariyle farklı olduklarını, genel nitelikteki bir ismin haksız rekabete konu yapılamayacağını, tazminat miktarının dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, haksız rekabetin devam etmesi nedeniyle zamanaşımının dolmadığı, eser sahibi ile davacıların murisi arasındaki sözleşme ile mali haklar devredilmiş olup, davacıların mirasçı olarak bu davayı açabilecekleri her iki eserin görünüşte İstanbul Ansiklopedisi hüviyetini taşıdığı, davalıların eserin sırt kısmına Dünden Bugüne sözcüğünü ilave etmelerinin gözde, kulakta bıraktığı izlenim itibariyle mevcut iltibası kaldırmaya yeterli olmadığı, bu itibarla davalılar eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği, incelenen taraf defterlerine göre, davacılar zararının daha fazla olup, talep ile bağlı kalınacağı ve tarafların durumlarına göre manevi tazminat taktiri gerekeceği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile iltibas varlığının tespitine, (200.000.000) lira maddi ve (50.000.000) lira manevi tazminatın tahsiline, dava tarihinden itibaren maddi tazminata %57 ve değişen oranlarda reeskont manevi tazminata da %30 oranında yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Davacının haklarına sahip olduğu eser isminin İstanbul Ansiklopedisi ve davalı taraflara ait eser isminin ise Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi olduğu ihtilafsız olup, davacı bu eserin içerik, renk, şekil, dizayn yönlerinden benzerliğini ileri sürmemiş, sadece her iki eser isminin iltibasa meydan verecek şekilde benzer olduğunu ve bir de tanıtım vasıtalarında haksız rekabet yapıldığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı tarafın ileri sürdüğü FSEK.nun 83/2 maddesinde umumen kullanılan ve ayırt edici vasfı bulunmayan ad ve alametlerin kullanılmasını, iltibas dolayısıyla haksız rekabet oluşturmayacağı hükmünün olaya uygulanıp uygulanmayacağı üzerinde durmak gerekmiştir.
Bilindiği gibi, tarihi, kültürü, coğrafyası ve tüm yönleri ile İstanbul Şehri için yıllar öncesinden beri herkesin ilgi alanında kalmış ve hakkında ansiklopedik düzeyde de olmak üzere birçok eser yazılmış bulunmaktadır. Böylece topluma ve umuma malolmuş önemli bir şehir hakkında meydana getirilmiş eser olduğunu, veyahutta, İstanbul Şehri hakkında yazılmış bir ansiklopedi bulunduğunu vurgulamak amacıyla, herkesçe söylenen İstanbul Ansiklopedisi sözcüklerinin FSEK.nun 83/2 maddesinde ifadesini bulan umumen kullanılan bir sözcük olduğunun kabulü gerekli ve zorunludur. Aksi bir düşüncenin kabulü halinde, Türkiye Coğrafyası, Türkiye Tarihi, Tarih Atlası, Borçlar Kanunu Şerhi gibi umumen kullanılan sözcükler hakkında bazı kişilere kullanma tekeli tanınmış olur ki, bunun kabulü de mümkün değildir.
Davalı, umumen kullanılan İstanbul Ansiklopedisi sözcüklerine FSEK.nun 83/2 maddesine uygun olarak ayırt edici yanıtta Dünden Bugüne ibarelerini eklemek suretiyle eserinin ismini yasaca himaye edebilir hale getirmiştir. Davacı ise, umumen kullanılan ve ayırt edici vasıfta bir ibare eklenmeyen İstanbul Ansiklopedisi sözcüklerinin kendisine üstün ve öncelikli hak sağladığı iddiasına dayanarak, haksız rekabet olduğunu ileri süremez.
Tanıtım vasıtalarında haksız rekabet olup olmadığı hususuna gelince; davalı taraf meydana getirdiği ve 8 ciltten oluşan eserine Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi ismini vermiş ve tanıtım broşür ve reklamlarında ise, Tamamlanan ilk İstanbul Ansiklopedisi başlığını kullanarak hemen altında eserin özellikleri 300'ü aşkın yazarın katkılarıyla vücuda getirildiği hususları açıklanmıştır. Yukarıda da değinildiği gibi, burada da davalı tarafın amacı, İstanbul Şehri hakkında yazılmış ve tamamlanmış ilk ansiklopedi temasını vurgulaması olup, alt satışlarda eserin, cilt, sayfa, resim, kullanılan kağıt, kimler tarafından meydana getirildiğini ve fiyatı ayrıntılı şekilde gösterildiğine ve bu açıklayıcı bilgilere göre, vasat okuyucu kitlesinin yanılması söz konusu olamayacağı gibi, aksine eserleri karşılaştırma imkanı bulacaktır. Nitekim eserler ile ilgili sanat ve edebiyat eleştirmelerinin yazı ve eleştirileri incelendiğinde, bir iltibastan, başka bir değişle karıştırmadan değil bir karşılaştırmanın yapıldığı ve hatta, bazı yazılarda davalı eserinin kötülendiği görülmektedir.
Bu durum karşısında, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, duruşmada vekil ile temsil olunan davalı yararına taktir olunan 30.000.000 lira vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Türk Ekonomi ve Toplumsal Tarih Vakfına iadesine, 05.05.1998 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İSTANBUL ANSİKLOPEDİSİ isimli eserin sahibinin ünlü tarihçi Reşat Ekrem Koçu olduğu ve davalılarında Haziran 1995 tarihinde Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi isimli eseri yayınladıkları ancak davacı vekilinin 1.12.1995 tarihli dilekçesine ekli delillerle sabit olduğuna göre bütün tanıtım yayınlarında davalıların bazen dünden bugüne kelimelerini hiç kullanmadan İSTANBUL ANSİKLOPEDİSİ ismini kullandıkları, bazen de dünden bugüne kelimesini küçük harflerle yazarak asıl yayınladıkları eseri büyük harflerle İSTANBUL ANSİKLOPEDİSİ olarak tanıttıkları sabit bulunmaktadır. Nitekim Hazine vekilinin 9.1.1996 tarihli yazısı ekindeki Kültür Bakanlığı çalışmalarından, Türk Tarih Vakfı tarafından yayınlanacak İstanbul isimli Ansiklopedinin İSTANBUL ANSİKLOPEDESİ adı altında yayınlanması karara bağlanmış, Tarih Vakfının Temmuz 1995 tarihli aylık bülteninde açık ve net bir şekilde dünden bugüne kelimeleri kullanılmadan davalılar tarafından yayınlanan ansiklopedinin İSTANBUL ANSİKLOPEDİSİ olduğu belirtilmiştir. Her iki eser arasında iltibas olup olmadığının incelenmesinden önce eserin ne olduğu üzerinde durulması gerekmektedir.
Herhangi bir fikir ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için iki ayrı koşulun birlikte varlığına ihtiyaç vardır. Objektif koşula göre bir fiziki unsur üzerinde kaydedilmiş olma, iktisaden değerlendirmeye elverişli olma şeklinde tanımlanmaktadır. Hatta FSEK. 84 üncü madde daha ileri giderek eser niteliğinden bağımsız olarak işaret, ses ve resmin tekrarlanması amacı ile onların tesbitine yarayan araç ve aletlerin haksız rekabet hükümleri uyarınca korunması gerektiğini kabul etmektedir.
Diğer unsur ise subjektif koşul olarak anılmakta ve bu koşul yasada sahibinin hususiyetini taşımak olarak belirtilmektedir. Öğretide bu Özgür olma veya Yaratıcı özellik taşıma olarak tanımlanmaktadır. (Prof Dr. Nuşin Ayiter Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri Ankara 1972 sh: 40 vd. Fikri Hakların ABC si İstanbul 1994 Gürsel Üstün sh: 116 vd).
Davacının devir aldığı İstanbul Ansiklopedisinin Bilim ve Sanat eseri kapsamına girdiği anlaşılmaktadır. Eser sahibi ilhamlarını çevresinden alır. Toplum hayatı, tarih, din, meşgul olunan bilim sahası, daha önceki fikir ve sanat eserleri yaratıcı zihnin malzemesinin teşkil eder. Yaratıcı zihnin malzemesi, bütün insanlığın ortak malıdır. Yaratıcı zihin, bu müşterek kaynaktan topladığı algıları işleyip başkalarına eser halinde aktarmaktadır.
Bunlar ifade aracı olarak ses, söz, çizgi, şekil, renk olarak esere intikal eder. Eser bir dış şekil ve bir de iç şekilden oluşur.
Fikir ve tasavvur ancak bir kalıp içine girmekle eser haline gelir. Eser sahibinin eserine verdiği ad eseri fikir ve sanat alanında, öbür fikir ve sanat ürünlerinden ayırır. Esere verilen ad, eserin satımında önemli bir etkendir. Bu adın başka bir eserde kullanılması, eseri ilk kez o adla kamuya sunan eser sahibinin ekonomik çıkarlarını zedeler. Diğer taraftan eserin adının başka bir eserde kullanılması alıcıyı yanıltır. Bu yüzden eserin adının korunmasında eser sahibinin yanında alıca kitlesinin de yararı vardır. Adın korunmasının haksız rekabet kurallarına göre korunması bu yüzdendir. FSEK. 16/1 maddesine göre esere adına koymak, eseri bir ad altında yayınlamak ve umuma arz etmek eser sahibinin hakkıdır. Bu madde kapsamına eser sahibinin adı yanında eserin adının da girdiği ve eser sahibinin rızası olmadan eserin adının başkası tarafından alınması eser sahibinin mali ve manevi haklarına el atma olarak değerlendirilmelidir (Bak. Prof Dr. Nuşin Ayitez age sh. 77 vd.).
FSEK. 83. madde uyarınca eserin adının haksız şekilde kullanılması halinde haksız rekabet kurallarının uygulanacağı açıklandığına göre olayda haksız rekabetin olup olmadığının irdelenmeside gerekir.
İstanbul hakkında ansiklopedik başvuru kaynağı niteliği taşıyan çalışmalar yok denecek kadar azdır. 1800'li yılların sonlarına doğru Avusturyalı John Hammer'in iki, Skarlatos Bzantios'un üç cilt olarak yazdıkları ansiklopedilerde İstanbul'un kuruluş tarihi ve bizans ile Osmanlı devri ele alınmıştır. Bu ansiklopedilerle İstanbul ile ilgili bilgiler alfabetik bir dizin biçiminde yer almadığı gibi güncelleştirilmediği, bu nedenle yeterli olmadığı bilim çevrelerince belirtilmektedir. İşte Tarihçi Reşat Ekrem Koçu 1944 yılında İstanbul Ansiklopedisi isimli eserinin ilk fasikülünü yayınladığı ve ansiklopedinin 24 cilt olacağını açıkladı. 1951 yılı başında 4. cildin 1088 fasikülü yayınlandığı, 1973 yılında 11 cilt yayınlanıp yayına ara verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi davalıların aynı konuda aynı adla 8 cilt 4608 sahifeden ibaret Ansiklopediyi yayınladıkları tartışmasızdır. Görüldüğü gibi Reşat Ekrem Koçu'nun 30 yıl boyunca yayımladığı, gerek içerik ve gerekse isim olarak özgün bir vasıf kazanan İstanbul Ansiklopedisi adı ile maruf ve meşhur olan sanki bir işletmenin adı olarak tanınan bu eserin adının aynısının alınmasının haksız rekabet oluşturduğunun kabulü gerekir. Bilindiği gibi iltibas, bir kişinin, başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle ilgili benzerlik yaratarak karışıklığa ve yanılmaya sebep olmaktır.
Piyasada tutulan ve tanınan bir işletmenin, hizmetin isminden ünvanından, markasından veya üretilen malın şeklinden ambalajının renk ve kompozisyonundan yararlanılarak, bunun aynısının veya benzerinin kullanılması suretiyle başkasının emeğinden haksız olarak yararlanma olarak tanımlanmaktadır. Federal mahkeme ve Dairemizin kararlarına göre bir alıcı yalnız bir malı ve hizmeti alırken bir diğerini aldığını sanması yanında, mallar ayrı olmakla beraber, malların aynı imalat veya yayımcının ürettiği veya sattığı emtia olduklarını sanması halinde de, iki marka, yayım ve hizmeti karıştırmış sayılır. Başka bir anlatımla malları çıkaranlar arasında bir karışıklık doğması beklenebilirse iltibasın varlığı kabul edilir.
Görüldüğü gibi Reşat Ekrem Koçu'nun eseri ile davalıların yayınladıkları dünden bugüne İstanbul Ansiklopedisi isimli eser arasında iltibasın bulunduğu açık ve kesin bir gerçektir. Nitekim Arslanlı, tanınmış bir eserin temin ettiği şöhretten istifade etmek maksadı ile eserin adının alınmasını haksız rekabet olarak nitelenmiştir. (Prof Dr. Halil Aslanlı, Fikri Hukuk Dersleri İstanbul 1954 sh.53)
Gerçekten Yasa'da yazıldığı gibi bazı adlar, genel nitelikte olup eserin tipini, cinsini belli eder. Medeni Hukuk Dersleri Fikri Hukuk Dersleri Türk Yemeklerinde olduğu üzere bu hallerde ad bir özellik taşımamakta, ayırıcı bir niteliği bulunmamaktadır. Öyleyse korumanın sınırı adın özelliği ve orjinalliği yanında zaman içinde toplum tarafından tanınması ve FSEK. 16/1 anlamında Anonim isminin artık eserin tanıtıcı vasfı olması halinde bu adın korunacağı kabul edilmelidir. Nitekim Sabah gazetesi mevcut iken dünyada ve Türkiye'de Sabah, Çorlu, Öz Çorlu, Van Seyahat, Öz Van Seyahat Cumhuriyet isimleri Anonim ve herkes tarafından kullanılması gerekirken bu isimlerin anonimlikten çıkıp özgün bir firma ismi haline geldiği için haksız rekabet kuralları uyarınca korunacağı Dairemizce benimsenmektedir.
Sonuç olarak sözün özüne gelince; 30 yıl boyunca maruf ve meşhur hale getirilen, halk nezdinde anonimlikten çıkıp eserin adını oluşturan, ilk kez Reşat Ekrem Koçu tarafından İstanbul Ansiklopedisi adı ile kamuya sunulan, bu başlığın bizzat kendisinin bir YARATMA olduğu gözönünde bulundurulduğunda davacı eserine haksız tecavüz olgusunu kabul eden mahkeme kararının onanması gerekirken bozulmasına ilişkin çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 05.051998 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy