(818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 20.2.1998 tarih ve 1996/480-1998/69 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı iken hasara uğradığını, hasar bedelinin ödenmemesi nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak tam hasar bedelinin tahsilini talep ettiğini, mahkemece 220.000.000 TL nın 8.6.1995 tarihinden itibaren reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, ancak ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullarda reeskont oranında faiz ile elde edebilecekleri farkın tüm zararlarını karşılamaktan uzak kaldığını, faizle birlikte ellerine geçen paranın 400.000.000 TL civarında olduğunu, bunun 220.000.000 TL sının asıl 180.000.000 TL sının faiz olduğunu, bu paranın zamanında ödenip 3 aylık vadeli hesaba yatırılması halinde 380.000.000 TL faiz getireceğini, 24 ayar külçe altına yatırılması halinde asgari 200.000.000 TL kazançları olacağını ileri sürerek, 200.000.000 TL munzam zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacının ilk davada BK' nun 105 nci maddesi uyarınca, doğacak haklarını saklı tuttuğu, bilirkişi raporu ile davacının isteyebileceği munzam zarar miktarının 200.000.000 TL nın üzerinde olduğunun saptandığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak, 200.000.000 TL nın 20.2.1998 den itibaren işleyecek reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, BK.nun 105 nci maddesi uyarınca, faizle karşılanamayan munzam zarar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili özetle, davalı sigorta şirketine kasko sigortalı aracının 9.11.1994 tarihinde tam hasara uğradığını, isteme karşın hasar bedelinin ödenmediğini, açtığı dava sonucunda 30.1.1997 tarihinde 205.000.000 TL tazminatın reeskont oranında faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, ancak poliçe bedeli olan 220.000.000 TL nın temerrüt tarihi olan 8.6.1995 tarihinde kendisine ödenmiş olması ve bu paranın 3 aylık vadeli mevduat olarak yatırılması halinde, tahsil ettiği 180.000.000 TL reeskont oranındaki temerrüt faizinden daha fazla miktarda getiri getireceğini bu nedenle faizle karşılanamayan munzam zararının tahsilini talep etmiştir.
Dairemizin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, munzam zarara ölçü olarak, davacının alacağını zamanında tahsili halinde 3 aylık vadeli mevduata yatıracağı ve temerrüt faizi ile karşılanamayan zararın buna göre saptanacağı kabul ediliyor ise de; somut olayda tam hasara uğrayan sigortalı aracın piyasa değeri dolayısıyla gerçek zararın tesbiti olanaklıdır. Bu halde davacının tahsil ettiği tazminat ve temerrüt faizi toplamının zararını karşılamadığı işbu dava tarihine göre, davaya konu sigortalı aracın markası, modeli ve diğer tüm özellikleri dikkate alınarak piyasadan temin edilebileceği değer ile davacının ilk davada tahsil ettiği alacak ve temerrüt faizi toplamı arasındaki fark davacının gerçek munzam zararını oluşturacaktır.
Yukarıda anlatılanlar karşısında mahkemece, bu konuda uzman bilirkişiler aracılığıyla dava konusu aracın (hasarsız olarak) markası, modeli ve diğer tüm özellikleri dikkate alınarak dava tarihindeki değerinin tesbiti ve bu miktardan davacının tahsil ettiği tazminat ve temerrüt faizi toplamının düşülmesi ve arada bir fark oluşması halinde, bu farkın munzam zarar olarak davalıdan tahsili gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy