(6762 S. K. m. 1295, 1297)
Taraflar arasında açılan davadan dolayı Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesi`nce verilen 21.1.1998 tarih ve 202-3 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, aynı zamanda eşi R.`ye ait aracın da kasko sigortasının aynı sigorta şirketine yaptırıldığını müvekkiline ait aracın kaza yaparak hasarlandığını, davalıya başvurulduğunda sigorta poliçesinin iptal edildiği belirtilerek ödeme yapılmadığını, sigorta priminin ödendiğini ileri sürerek 236.000.000 TL sigorta hasar bedelinin kaza tarihi 26.5.1996 tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının poliçe teminatını zamanında yatırmadığını, ayrıca kalan taksitleri de süresinde yatırmadığını TTK`nun 1295. maddesi uyarınca herhangi bir ihtara gerek kalmadan, sözleşmenin fesh olduğunu, sonraki ödemenin kanun gereği feshedilmiş sözleşmeyi ihya edemeyeceğini, davacının eşinin aracına ait ödemelerin belli ve ayrı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından kanunun verdiği bir hakkı kullanmak, sırf başkasını ızrar kastı ile hareket edilmedikçe hakkın kötüye kullanılması sayılamayacağından, davacının sigorta tazminatını talepte haklı olmadığından, bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı ... plakalı aracını davalı sigorta şirketine 23.7.1995-23.7.1996 tarihleri arasında kasko sigorta poliçesi ile toplam 330.000.000 TL sigorta bedeli ile sigortalamış, toplam 12.894.656 TL sigorta ücretinin ilk taksitini 23.7.1995 tarihinde 3.244.656 TL olarak yatırması gerekirken, 28.7.1995 tarihinde 894.496 TL olarak ödemiş, diğer taksitlerin hiçbirine zamanında ödeme yapmayarak 30.12.1995 son taksit tarihinden 59 gün sonra kalan 12.000.000 TL`yi 27.2.1996`da ödemiş, kaza ise 25.6.1996`da meydana gelmiştir. Bu süre boyunca davalı sigorta şirketi sözleşmenin feshine dair ihbar yapmamıştır.
Dairemizce Anayasa Mahkemesi`ne başvurularak TTK`nun 1295/2 ve 1297/2 maddelerini değiştiren 537 sayılı KHK`nun 2 ve 3. maddelerinin iptali talep edilmiş ve Anayasa Mahkemesi`nin 11.3.1997 tarih ve 1997/24-35 sayılı kararı ile anılan hükümler iptal edilmiş ve bu kararın yürürlüğü kararın RG`de yayınladığı 7.10.1997 tarihinden 6 ay sonrasına bırakılmıştır. Dosyamızda karar tarihinde bu süre dolmamakla birlikte, davacı tarafından TTK`nun 1295/2. ve 1297/2. maddelerinde öngörülen sürelerin bitiminden sonra yani; sigorta sözleşmesinin feshedilmiş sayılacağı dönemde de, gecikme ile de olsa prim ödemesi yapılmış ve davacı sigortacı da bunu kabul etmiş olmasına göre, artık davalı sigorta tazminatını ödemekten kaçınamaz. Bu nedenlerle mahkemece taraf delilleri toplanarak ve gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınarak talep hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy