(1086 S. K. m. 455)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 25.12.1997 tarih ve 263-430 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Tavzih isteyen vekili, davalı aleyhine açılan haksız rekabetin önlenmesi, marka ve ticaret unvanının iptali hakkındaki davada, davanın kabulüne karar verilip hükümde markanın iptaline karar verilmekle beraber ticaret unvanının da iptaline karar verildiğinin hükümde yer almadığını ileri sürerek hükmün tavzihini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında görülen davanın kesinleşip, infaz edildiğini, tavzihin hükmün infaz edilene kadar istenebileceğini, davacının aynı konudaki tavzih talebini reddedilip kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirket ve ortaklarınca taraflar arasında görülüp kesinleşen hükmün tavzihi isteminin reddine dair kararın Dairemizin 15.2.1991 gün ve Esas 1991/688, Karar 1991/954 sayılı ilamı ile, "... Açılan dava davalı şirketin haksız rekabet teşkil edecek şekilde gerek ticaret unvanında gerek marka olarak kullandığı Alper kelimesinin terkinine ilişkindir. Mahkeme kararında değişik şekilde ifade edilmiş olmakla beraber takip edilen amacın davalı şirketin gerek ticari unvanı gerekse markalarında mevcut Alper kelimesinin engellenmiş olduğu..." gerekçe gösterilerek hükmün onandığı gerekçesiyle 25.9.1989 tarih 1988/263 esas 1989/430 karar sayılı ilamın hüküm fıkrasının 6. satırındaki Alper Markasının iptaline cümlesinden sonra; unvandaki Alper kelimesinin dahi kaldırılmasına cümlesinin ilavesiyle tavzih isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı aleyhine tavzih istenen davalı temyiz etmiştir.
1988/263 esas sayılı dosya ile alınan ve kesinleşen mahkeme ilamı infaz edilmiş olup, HUMK.nun 455. maddesi uyarınca infazdan sonra tavzih mümkün olmadığı gibi eski hükümde unutulan hususların tavzih yolu ile karara ilavesinin de mümkün bulunmamasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği tavzih peşin harcın isteği halinde tavzih isteyene iadesine, 8.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy