(818 S. K. m. 101) (6762 S. K. m. 1461)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.3.1997 tarih ve 942-122 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, davalı şirket aleyhinde ilamsız icra takibi yaptıklarını, gönderilen ödeme emrine davalı şirketin borcun bir kısmını ödeyerek kalan bölümüne itiraz ettiğini, itirazın 187.415.281 TL borcun dışında kalan kısmı ile faize yönelik olduğunu, davalı şirketin 4.6.1994 tarihli yazıları ile borcun başlangıç tarihinin 20.04.1994 olduğunu kabul ettiğini, bu durumda takip tarihi olan 04.08.1994 tarihi itibariyle ödeme yerindeki banka iskonto haddine göre yüzde ikiyüzellidört oranında faize hak kazandıklarını beyanla kısmı itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemişlerdir.
Davalı vekili, temerrüt tarihinin davacının ihtar tebliğ ettiği 08.07.1994 tarihi olduğunu, davacıya yazı gönderen C. G.'in şirketi temsile ve ilzama yetkisi olmadığını, T.C. Merkez Bankası tarafından öngörülen reeskont faizinin uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini ve %40 dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasındaki ihtilafın uygulanan faizin başlangıç tarihi ve faiz oranı konusunda toplandığı, muaccel bir borcun borçlusu BK. nun 101 ve devamı maddeleri uyarınca alacaklının ihtarı ile mütemerrit olacağı gerekçesiyle davalının 9.7.1994 tarihinde temerrüde düştüğü, bu tarihten ödeme tarihi olan 15.08.1994 tarihine kadar TTK. nun 1461/2 maddesine göre banka iskonto faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde davanın kısmen kabulü ile kısmi itirazın 14.388.097 TL ile sınırlı olarak iptaline, takibin bu miktarla sınırlı olarak devamına, bu miktarın %40'ı nispetinde icra tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki çekişme, yetkili satıcılık sözleşmesinin sona ermesinden sonra doğan borç ilişkisine uygulanacak faiz oranının ne olacağı konusunda toplanmaktadır.
04.12.1984 tarihinde kabul edilen 3095 sayılı Kanun 2/3. maddesi, ticari işlerde temerrüt faizinin, T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göre istenebileceğini hükme bağlamış; Aynı Kanun'un 5/2 maddesi ile "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununda kanuni faiz ve temerrüt faizi oranlarına belirleyen hükümlerin uygulanamayacağı" öngörülmüştür.
Bu hükümler karşısında "Kanuni ve nizami faiz sözlerinin manası ve faize ait tamamlayıcı hükümleri" düzenlenen Türk Ticaret Kanunu'nun 1461 maddesinde sözü edilen iskonto miktarını uygulamak artık mümkün değildir.
Davacı ve davalı tacir olup uyuşmazlık ticari ilişkiden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesinde uyuşmazlık halinde iskonto faizinin uygulanacağına dair bir hükmün bulunduğu taraflarca iddia edilmiş ve ispatlanmış da değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; icra takip dosyalarının getirtilerek, Merkez Bankası'nın dosyaya celbedilen avans oranları uygulanmak suretiyle taraflar arasında ihtilaflı olmayan asıl alacağa uygulanacak faiz oranını tespit etmek ve sonucu dairesinde bir karar vermektir.
Sonuç: Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy