(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.2.1998 tarih ve 415-82 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkillinden satın aldığı malların bedellerinden kalan 249.000.000 liranın ödendiği gibi başlattıkları takibe de haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, 180.435.000 lira tutarındaki fatura konusu malın sipariş ve teslim edilmediğini, bu fatura dışında istenen borcu ise Ödendiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, takibe konu 180.435.000 lira bedelli fatura ki emtianın davalıya teslim edildiğinin ispatlanamadığı, itiraz edilen miktardan çeke dayalı 45.000.000 lira tutan kısmın karşılığının alındığının, 5.12.1996 tarihli duruşma oturumunda davacı vekili tarafından beyan edildiği, geç ödeme halinde faiz alınacağı kararlaştırılmadığı gibi davalı taraf fatura bedellerini çeklerle ödediği için faiz talebinin de yerinde bulunmadığı ve gerekçesiyle davacının hiçbir alacağı olmadığı halde kötü niyetli olarak takibe geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine, 117.173.200 lira kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve dava konusu yapılan emtia satışı için davalı sipariş vermediğini savunarak bu mal için akdi ilişkiyi kabul etmediğine göre akdi ilişkinin varlığı ve ispatı sonucunu doğuracak şekilde tanık dinlenmesi usulen mümkün bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hüküm kurulabilmesi için alacaklınızı sadece haksız çıkmış olması yeterli olmayıp ayrıca kötü niyetli olarak icra takibine giriştiğinin belirlenmesi zorunludur. Taraflar arasında devam edegelen alım satım işlemleri bulunduğuna göre davacı tarafın bir yanılgı sonucu fatura düzenlendiği ve takibe koyduğu mümkün ve muhtemel bulunmasına göre davacının kötü niyetli bulunduğu açıkça kanıtlanmadan aleyhine kötü niyet tazminatına hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy