(6762 S. K. m. 3, 1301) (3095 S. K. m. 2) (CMR S. K. m. 25, 27)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Mersin Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.10.1997 tarih ve 521 - 688 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkiline nakliyat poliçesi ile sigortalı emtianın davalılar tarafından taşınırken uğradığı hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 1.799, 90 ABD Dolarının 3.6.1996 tarihinden itibaren en yüksek faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra davalı H. T. hakkındaki davayı takipsiz bırakmıştır.
Davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davacı TL cinsinden ödeme yaptığı için halefiyet yoluyla aynı cins talepte bulunabileceği ve taşıyıcı ile davacı arasındaki sözleşmede yer alan CMR kaydı ile CMR sözleşmesi 25. maddesi uyarınca %5 faiz uygulanabileceği gerekçesiyle davalı H. T. hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, 122.279.562 TL. nın 3.6.1996 tarihinden itibaren %5 faiziyle diğer davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 1301. maddesi uyarınca sigortacının, sigorta ettirene ödediği bedel nispetinde zarar veren şahıslara karşı devraldığı dava hakkına dayalı olup, halefiyet esasına göre açılmıştır.
Halefiyet esasına dayalı olarak açılan davalarda, kural olarak halef, selefin statüsüne bağlı bulunmaktadır. Örneğin selef ile davanın karşı yanı arasında mevcut bir sözleşme halefi de bağlayacaktır.
Bu bakımdan davacı şirketin sigorta ettireni olan dava dışı Ş. Ç. Gıda San.Tic. A.Ş. ile taşıyıcı olan davalı Birlik Ltd. Şti. arasındaki hamule senedinde yer alan CMR kaydı nedeniyle bu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ve davaya konu yapılan uyuşmazlığa CMR sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasında bir usulsüzlük ve yanlar arasında da bu husus bir çekişme yoktur.
Taraflar arasında mevcut olup, temyiz incelemesine getirilen çekişme uygulanacak faiz oranlarına ilişkindir.
Mahkemenin dayanağı olan Karayoluyla Uluslararası Yük Taşıma Sözleşmesi ile ilgili Uluslararası Andlaşma'nın (CMR) 27. maddesinin birinci bendinde gerçekten, hak sahibinin ödenecek tazminat için isteyebileceği faizin yılda %5 üzerinden hesap edileceği hükmolunmuştur.
Anılan bendin yazılış biçiminden ödenece tazminata yıllık %5 oranında faiz istenebileceğinin ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu hükmün, ödenecek tazminatın hesaplanması yöntemlerini düzenleyen aynı sözleşmenin 23 vd maddeleri ile bu tazminatın ülke parasına çevrilmesi esaslarını belirleyen aynı maddenin ikinci bendinde ayrı düşünülmesi halinde, hükmolunacak tazminata yıllık %5 oranında faiz uygulanması gerektiği izleniminin doğduğu söylenebilirdi.
Ancak, (CMR) nin 27/2. madde ve bendinde yer alan "Tazminatın hesaplanmasında asıl olan unsurlar ödemenin istendiği ülke parası ile ifade edilmediği zaman, söz konusu tazminatın o ülke parasına çevrilmesi, ödemenin yapılacağı gün ve yerde uygulanan kura göre saptanır "hükmü, ödenecek tazminatın hesaplandığı para ile ülke parası ayrımını açıkça belirlediğine, ödenecek tazminat parasının ülke parasına çevrilmesi tarihini belirleyen hüküm tazminat alacaklısı lehine olduğundan, ödemenin yapılacağı tarihten daha önceki bir tarihte ülke parasına çevrilerek o ülke parası cinsinde tazminat istemeye engel bir düzenlemenin varlığından söz etmeye de imkan bulunmadığına göre, ödenmesi istenen tazminatın ülke parasına çevrildiği tarihten itibaren artık 27. maddenin 1. bendinde sözü edilen faiz oranının değil, tazminat parasının çevrilerek istendiği ülkedeki yasal düzenlemeler uyarınca taşıma ilişkilerinde yürütülmesi mümkün faiz oranları bu orandan yüksek ve alacaklı tarafından talep edilmiş ise bu faiz oranlarının uygulanacağının kabulü, anılan Uluslararası Andlaşma Hükümlerinin yorumuna uygun düşmektedir.
Somut olayda, davacının döviz cinsinden tazminata dövize uygulanan en yüksek oranda faiz isteğinin, lira cinsinden tazminata dönüşüm mahkemece re'sen yapıldığından Türk Lirasına en yüksek faiz oranı isteği olarak yorumlanması gerektiğinden, bu istek reeskont oranında faiz istemini kapsadığına, taşıma işleri T. Ticaret Kanununda düzenlendiğinden TTK.nun 3. maddesi uyarınca ticari işlerden sayıldığına ve 3095 sayılı Yasanın 2/3 madde ve fıkrası uyarınca ticari işlerde reeskont oranında gecikme faizi istenebileceğine göre, davacı alacağına reeskont oranında gecikme faizi yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde %5 oranında temerrüt faizine hükmolunması yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy