(1163 S. K. m. 81/2)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.1997 tarih ve 1054-1225 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, davalının 1995-1996 yıllarına ait ortak gider aidatlarını ödememesi nedeniyle aleyhine girişilen icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşınmasını dava dışı Haldun Y.'dan aldığını, davacı kooperatif üyesi olmadığını, davacının dava ehliyeti bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, olayda Kat Mülkiyeti Yasasının uygulanması gerektiği, davacının aidat talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı, davacı kooperatif üyesi dava dışı kişiden konutunu satın alarak, davacının işletmeciliğini yaptığı siteye girmiştir. Davalının, devreden kişinin kooperatif üyeliğini devralmadığı çekişmesizdir. 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 81/2 maddesinde, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve kooperatif dağılır. Ancak, kooperatif isterse, 6 ay içinde amacını hizmet kooperatifi olarak da değiştirebilir. Bu hüküm 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre daha özel bir hüküm olması nedeniyle uygulama bakımından da öncelik gösterir. Nitekim davacı kooperatif 27.5.1991 tarihli genel kurulda işletme kooperatifine dönüşmüş bulunmaktadır. Davalının taşınmazı satın aldığı dava dışı kişinin bu sitede oturduğunu bilmektedir. İşletme kooperatifi oluşturulmuş ve kooperatif devam ettiğine göre, kooperatif ortağı olsun veya olmasın yahut istifa etmiş ortak konumunda bulunsun, kooperatif hizmetlerinden yararlanan kişilerin bu hizmetlerin karşılığı olan aidatları ödemek zorunluluğu vardır. Davalının bir kısım usulü eksiklikleri ileri sürerek aidat ödememe yolunu seçemez.
O halde, mahkemece işin esasına girilerek, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy