(6762 S. K. m. 59) (556 S. KHK. m. 2, 63) (554 S. KHK. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 9.2.1998 tarih ve 491-35 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; müvekkillerinin Rulman ve taşıma araçları üreten, tüm dünyada kalitesiyle tanınmış STEYR markasına sahip şirketler olduğunu, davalı ile müvekkilleri arasında 15.3.1983 tarihinde anlaşma yapılıp STEYR marka rulman üretimini davalının yaptığını ancak sözleşmenini 1991 yılında feshedilmesine rağmen davalının 1995 yılının Eylül ayında çıkardığı katologda "Steyr teknik kitabının %100 tercümesini kullanarak müvekkilinin markasına tecavüz ettiğini, fikir tercümesini kullanarak müvekkilinin markasına tecavüz ettiğini, fikir ve sanat eserleri kanunu ihlal ettiklerini, haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek 556 sayılı KHK. TTK. ve FSEK dikkate alınarak haksız rekabetin ve tecavüzün tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacılardan Steyr Dainler Puch A.G. ile 30.3.1983 tarihinde lisans sözleşmesi yapıldığını buna göre müvekkilinin lisanslı mamülleri ve verilen döküman ve bilgileri kullanarak imalata yetkili olduğunu, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiğini, diğer davacı Steyr Walzlager GmbH yönünden ise; davanın aktif husumet ehliyetinin olmadığını zira; sözleşmede taraf olmadığını, müvekkilinin ikametgahının Ankara olduğunu, markanında Ankara'da tescil edildiğini ileri sürerek 556 sayılı KHK. in 63. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunduklarını davanın esas yönünden de reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından 556 sayılı KHK. nin 63/2 ve 2/d maddeleri uyarınca deriş Patent ve Marka Acentaları Ltd. Şti.nin patent ve marka vekilleri sınav yönetmeliğine göre marka vekili olarak kişinin yönetmeliğin 3/d maddesine göre vekilin gerçek kişi olması gerektiği, bu durumda Ltd. Şti. in marka vekili olmasına yasal imkan olmadığından bu niteliği taşımayan vekilin iş merkezinin olduğu İstanbul'da bakılamayacağı, FSEK. ve TTK. 59' da özel düzenleme olmadığı, uyuşmazlığın HUMK. 9 göre çözümleneceği, 2675 sayılı kanunda böyle imkan olmadığından yetki itirazının reddine ilişkin ara kararından dönülerek davanın yetki yönünden reddine, istek halinde dosyanın Ankara Asliye Nöbetçi Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi HUMK.nun 9 / 1maddesi uyarınca dava kural olarak davalının ikametgah mahkemesinde açılması gerekir. Bunun yanında HUMK.nun 21. maddesi haksız fiilden kaynaklanan davaların, haksız filin işlendiği yer mahkemesinde de açılabileceğine izin vermiştir. Marka hakkına tecavüz halinde bundan etkilenen kişiye kolaylık sağlamak amacıyla yetkili mahkeme sayısı arttırılmış ve marka sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine fiilin işlendiği yerdeki mahkeme yanında, davacının ikametgah veya tecavüz filinin etkilerinin görüldüğü mahkemede de dava açılmasına olanak tanınmıştır (556 sayılı KHK. md. 63/1). Davacının Türkiyede ikamet etmemesi halinde ise, yetkili mahkeme sicile kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki mahkeme ve eğer vekillik kaydı silinmiş ise Türkiye Patent Enstitü'sünün bulunduğu yerdeki (554 sayılı TPE. KHK. 1/11 e göre merkezi Ankara'dır) mahkemede dava açılacağı açık bir şekilde belirtilmiştir.
556 sayılı KHK.nin 2/d maddesinde marka vekilinin, bu kanun hükmünde kararnamede belirtilen haklarla ilgili konularda, ilgili kişileri enstütü nezdinde temsil eden, danışmanlık yapan ve hakların korunması için enstütü nezdinde girişimde bulunan ve işlemleri yürüten kişileri ifade edeceği belirtilmiş, Yine 554 sayılı, Türk Patent Enstütüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki KHK.nin 30. maddesinde marka ve patent vekillerinin gerçek ve tüzel kişi olabileceği ve tüzil kişi olan vekillerin, gerçek kişiler tarafından temsil edileceği benimsenmiştir. 556 sayılı KHK.nin 2/d maddesi kişileri ifade ettiğine göre bunun gerçek ve tüzel kişileri kapsadığı açık bir gerçektir. Nitekim 554 sayılı KHK.nin 30. maddesinde açık bir biçimde marka vekilinin gerçek ve tüzel kişi olabileceği belirtilmiştir. Patent ve marka vekilleri sınav yönetmeliğinde gerçek kişiden söz edilmesi de doğaldır. Tüzel kişinin temsili organı olan gerçek kişi tarafından yapılır. Açılacak sınava gerçek kişi olan temsilcinin girmesi için tabiyatından doğan bir zorunluluk olduğundan, sınav yönetmeliğindeki sözlere yanlış anlam verilerek marka vekilinin sadece gerçek kişilerden olabileceği sonucunu çıkarmak doğru görülemez.
Somut olaya gelince; Davacı yabancı uyruklu olduğundan işlemlerin tamamı TPE marka vekilleri sicilinde yazılı ve adresi set üstü Derya Han Kat: 5 Kabataş / İstanbul adresinde yerleşik Patent ve Marka Acentalığı Ltd. Şti. tarafından yürütüldüğü, anasözleşme ve marka vekilliği belgesine göre şirketin temsilcisinin A. D. olup onun dahi marka vekilliği belgesinin haiz olduğu anlaşıldığından KHK. 63/II maddesi uyarınca marka vekilinin ikametgahında açılan davaya bakılarak işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinin yetki yönünden reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda yazılı gerekçelerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy