(Uluslar Arası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Konvansiyonu) m. 22) (818 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.3.1998 tarih ve 1353-426 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait uçakla Berlin-İzmir arasında yolculuk yapan müvekkilinin muhteviyatının toplam değeri (4.580) DM tutarında beş adet valizinin kaybolduğunu ileri sürerek, anılan meblağın BK. 83/son maddesine göre davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sınırlı sorumluluk ilkesine göre kg. başına (20) USD üzerinden ödeme teklifinde bulunmasına rağmen davacının dava yolunu seçtiğini savunmuştur.
Mahkemece, mübrez delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, Varşova Konvansiyonu'nun Lahey Protokolu ile değişik 22. maddesi uyarınca kg. başına sınırlı sorumluluk prensibine göre yapılacak hesaplamanın talepten fazla olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile (4.850)DM'nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL olarak olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve taşıma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkındaki Varşova Sözleşmesi'nin Lahey Protokolu ile değiştirilen 22/2. maddesine öngörülen kg. başına (250) Altın Frank üzerinden hesaplanan miktarın talepten fazla olmasına ve talep edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmasına ve davacının kayıp eşyalarından dolayı istediği alacağın 1.9.1994 tarihli yazıyla tanınan yedi günlük sürenin tebliğden itibaren dolduğu 26.10.1994 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilerek, bu tarihten itibaren temerrüt faizi işletilmek gerekirken, hasarın gerçekleştiği 23.11.1993 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü doğru olmadığı gibi, hüküm altına alınan yabancı para alacağına BK:nun 83/3. maddesi hükmü uyarınca devlet bankalarınca bir yıllık DM türünden yabancı para mevduat hesabına uygulanan en yüksek orandaki faiz oranının uygulanması gerekirken, yabancı para alacağına reeskont oranında temerrüt faizi uygulanması da isabetsiz bulunduğundan, hükmün belirtilen bu yönler bakımından davalı yararına bozulması icab etmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy