(6762 S. K. m. 1281, 1290, 1292)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.2.1998 tarih ve 966-80 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın kazada hasarlanmasına rağmen hasar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 145.000.000 liranın faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın meydana geldiği söylenen yerde meydana geldiğinin süphe gösterdiğini, vurulan direkte çarpma izine rastlanılmadığını, alkol raporunun 1 gün sonra alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna ve tanık beyanlarına göre davalının hasardan sorumlu olduğu gerekçesiyle 104.241.000 liranın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
TTK.nun 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışı kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ne var ki bu kural, ihtar yükümlülüğünün iyiniyet kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiği hallerde geçerli olup, aynı Yasanın 1290 ve 1292/son madde hükümleri uyarınca, ihbarın anılan ilke dışına çıkılarak kullanılması halinde rizikonun teminat dışı kaldığının ispatı yükümlülüğünün sigortacıya ait olmayıp, sigorta ettirene ait olduğunun kabulü, yukarıda anılan yasa hükümlerine uygun olduğu gibi, sözleşme hukukundaki menfaatler dengesinin sağlanmasının da bir gereğidir. Davacı sigorta ettiren, sigortacının rizikonun teminat dışı kaldığına ilişkin itirazını benimseyerek bu davayı açmış bulunmaktadır. Nitekim davalı, 24.7.1995 tarihli olay tutanağını düzenleyen görevlilerin imzalarını taşıyan ayrı bir tarihsiz tutanak daha ibraz etmiştir. Her iki tutanakta imzası bulunan kamu görevlisi tanıklar da dinlenerek, iddia ve savunma çerçevesinde hasıl olacak sonuç dairesinde birkarar verilmesi gerekirken, noksan incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy