(1086 S. K. m. 74, 237) (818 S. K. m. 44, 42)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.3.1998 tarih ve 141 - 205 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilin tescilli "LOFT" markası ile giyim eşyası üretip pzarladığını, davalının bayii olmadığı gibi, taklit "LOFT" markalı kalitesiz ürünleri işyerinde pazarladığını, davalı fiillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespit ve men'ini, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000.000 TL maddi ve 250.000.000 TL manevi tazminatın tahsili ile hüküm özetinin ilanını, maddi tazminat talebinin BK.nun 44 maddesine göre takdirini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilin dava konusu ürünleri dava dışı başka bir şirketten taklit olduğunu bilmeksizin fatura karşılığı aldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının taklit markalı ürünleri işyerinde pazarladığı, eylemin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, ancak davalının iyiniyetli olduğu, iyiniyetin davacı tarafından da kabul edildiği, bu nedenle tazminat isteminin yersiz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespit ve men'ine, tazminat isteminin reddine ilişkin karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme kararı bozulmuştur.
Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davalının eyleminin haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturduğu, davacı tarafın maddi tazminatın BK.nun 42 maddesi uyarınca tayin edilmesine ilişkin beyanı dikkate alınarak işin mahiyeti uyarınca 5.000.000 TL maddi ve 5.000.000 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının sahte marka ile imal edilen ve müvekkiline ait marka ile aynı kalitede bulunmıyan taklit edilmiş emtiaları satmak suretiyle haksız kazanç sağladığından oluşan maddi ve manevi zararların tazmini açısından fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000.000 TL maddi ve 250.000.000 TL manevi tazminatın diğer talepleri yanında hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece davalı eyleminin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet olduğu tespit edilerek, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine ve haksız rekabetin men'ine, (5.000.000) TL maddi ve (5.000.000) TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline 245.000.000 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının marka hakkına tecavüz edildiği ve bunun esas itibariyle bir haksız fiil olduğu tartışmasızdır. Esas irdelenmesi gereken hususun davanın kısmi dava olup, olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Manevi tazminat davalarında kısmı dava açılamayacağı açık olup, maddi tazminat davalarında, olay haksız fiilden kaynaklansa bile kısmi dava açılabileceği kabul edilmektedir.
Davacı yukarıda açıklandığı gibi fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak kısmi dava açmış olup, harcı da buna göre yatırmıştır. Bu durumda mahkeme kısmi davanın haklı olduğu sonucuna varırsa davalıyı alacağın ancak kismi dava konusu yapılan bölümünü ödemeye mahkum eder. Dava dışı bırakılan (saklı tutulan) alacak kesimi hakkında karar veremez. Çünkü mahkeme davacının kısmi talebiyle bağlı olup, talepten fazlaya hüküm veremez (HUMK. 74). Kısmi dava hakkında verilen karar, kısmi dava konusu yapılan alacak kesimi için kesin hüküm teşkil edip, alacağın saklı tutulan kesimi için kesin hüküm teşkil etmez. Çünkü dava dışı bırakılan kısım hakkında mahkeme hiçbir şey söylememiştir. Kısmi davanın tamamen kabulüne ilişkin kararda ek davada, kesin hüküm teşkil etmez. İki davanın tarafları ve sebepleri aynı olsa bile müddeabihi değişik olacaktır (HUMK. 237).
Diğer taraftan kısmi davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararında davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına ilişkin bir ibarenin yer almaması şartları varsa davacının bakiye kısım için dava açmasına engel yoktur. Bunun nedeni fazlaya ilişkin hak (alacak) ilk kısmi davanın konusu dışındadır. Kesin hüküm ise ancak konusunu teşkil eden husus hakkında geçerlidir. Bu nedenle davacının maddi tazminata ilişkin temyiz taleplerinin reddi gerekir.
2- Davacının manevi tazminat istemine gelince;
Uyulan bozma kararında davacı yararına manevi tazminat takdiri vurgulanmış olup, mahkemece de davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmiş ise de dava konusu olayın niteliği ve oluş biçimi gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminatın az olduğu gerçeği açıktır. O halde, davacı yararına daha uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı miktarda manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı gerekçe ile davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 9.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy