(1163 S. K. m. 16)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Dinar Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.4.1998 tarih ve 354-119 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, akçalı yükümlülüklerini aksatması nedeniyle 25.9.1992 tarihinde ortaklıktan çıkarıldığını, çıkarma kararının kendisine tebliğ edildiğini, l.10.1992 tarihinde karar karşı yönetim kuruluna itiraz ettiğini, kooperatif yönetiminin kendisine yapılan uygulamanın yanlış olduğunu ve bunun düzeltileceğini söylemesi üzerine tüm borçlarını kooperatife ödediğini, ancak ortaklığa geri alınmadığını, aynı durumda olan 50 ortağın ortaklıktan çıkarılmadığını ileri sürerek, hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı olan çıkarma kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, çıkarma kararının davacıya tebliğine dair belge bulunmadığından davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği, davacıya akçalı yükümlülüklerini yerine getirmesi için usulüne uygun uyarılar yapılmadığının anlaşıldığı, davacının yeniden ortaklığa alınmak umudu ile davalı kooperatifle sürekli yazıştığı, akçalı yükümlülüklerini gecikmeli de olsa ifa ettiği, davacının biriken aidatlarını bankadan tahsil etmesinin çıkarılmayı kabul anlamına gelmeyeceği, esasen 1163 sayılı yasa ve anasözleşmenin şekli kuralları ile iyiniyet kurallarına uyulması gerektiği, davacı hakkında verilen çıkarma kararı ile bu kurallara uymadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı hakkında verilen çıkarma kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ihraç kararını iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatif Kanunu'nun 16/4.maddesi uyarınca, üç aylık süre içerisinde genel kurula veya mahkemeye başvurulmak suretiyle itiraz edilmeyen yönetim kurulunca verilmiş olan çıkarma kararlarının kesinleşeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda davacı, ortağı bulunduğu davalı kooperatif ortaklığından 25.9.1992 tarihli yönetim kurulu kararı ile akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediği neden gösterilerek çıkarılmıştır. Çıkarma kararının davacıya tebliğine ilişkin bir belge dosya içerisinde yok ise de, davacının davalı kooperatife hitaben yazdığı l.10.1992 tarihli yazıda, kooperatif ortaklığından çıkarıldığına ilişkin 28.9.1992 gün ve 92/542 sayılı yazıyı tebellüğ ettiğini ve anılan kararın yeniden gözden geçirilmesini istemiştir. Bunun üzerine davalı kooperatifçe 23.11.1992 tarihli yazı ile davacıya bakiye 2.500.000 lirayı 30.11.1992 tarihine kadar ödediği takdirde tekrar ortaklığa alınacağı, aksi halde ödediği paranın iade edileceği bildirilmiştir. Buna karşın davacının bu tarihten sonra davalı kooperatife bir ödeme yaptığını kanıtlamadığına göre belirtilen sürenin bitiminde ihraç kararının kesinleştiğinin kabulü gerekir.
Kaldı ki, davalı kooperatif davacıya 18.10.1994 tarihli yazı ile ortaklıktan çıkışının kesinleştiğini ve birikmiş aidatlarının hesabına yatırıldığını bildirmiş olup, davacının aynı gün birikmiş aidatlarını bankadan çektiği banka dekontundan anlaşılmıştır. Davacının kooperatifteki birikmiş aidatlarını dava tarihinden önce tahsil etmesine göre çıkarma kararının kesinleştiği ve yasal sürede açılmayan davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy