(6762 S. K. m. 161, 543)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Delice Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.6.1998 tarih ve 37-61 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının Özçakır İnşaat Turizm, Müşavirlik, reklam ve Tanıtım işleri, Kimyevi Maddeler Akaryakıt Tic. Ltd. Şti.nin 1/2 oranında hissedarları olduklarını ve şirketi müşterek imzaları ile temsil ve ilzam ettiklerini, müvekkilinin davalıdan sonraki bir tarihte şirket hisselerini devralmış olması nedeniyle şirketin fiilen davalı tarafından idare edildiğini ancak şirkete karşı müdürlük sıfatının gerektirdiği yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tek başına ve kötü niyetle şirketi borçlandırdığını, müvekkiline bilgi vermediğini ileri sürerek davalının şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevabında, şirket adına yapılan borçlanmaların ana sözleşme uyarınca davacı ile birlikte yapıldığını, şirketin davacının ortak olduğu tarihten sonra tek imza ile hiç borçlanmadığını, davacının halen ortaklık yükümlülüğünden doğan 4 milyar lira şirkete borcunun bulunduğunu, şirket borçlarının bir kısmını bu borcun ödenmemesinden kaynaklandığını, şirketin karda olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, tarafların şirketi birlikte hareket etmek kaydıyla temsil ve ilzama şirket müdürü olarak yetkili oldukları, davalının buna rağmen şirketin bazı işlemlerinde tek başına temsil ve ilzam ettiği, davacının 2.1.1998 tarihide ihtarname keşide etmeden önceki işlemlere icazet verildiği anlamına geleceği, davacının şirkete karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesinin davalının yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, şirket ortağı olan davalının şirketi idarede ağır ihmal gösterdiği, şirket borç ve pasiflerinin hızla artış gösterdiği, ortaklar arasında anlaşma ve müzakere sağlanamadığı, borçların şirket defterlerine geçirilmediği, böylece şirketin aciz hale düşme tehlikesinin doğduğunun anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile davalının şirketi idare hak ve görevinin nez'ine, şirketi temsil ve imza yetkisinin kaldırılmasına, şirketi davacı ile birlikte müştereken temsil ve ilzam yetkisinin Hakan Gürbüz'e tevdiine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Limitet şirket müdürlüğünden azli istenilen davalı, bu göreve şirket ana sözleşmesiyle getirilmiştir. Şu halde, TTK. nun 543. maddesinin yollamasıyla limitet şirkette de uygulanması gereken TTK. nun 161. maddesine göre, davalının azlini haklı gösteren sebeplerin bulunması, özellikle davalının görevin yerine getirilmesinde basiretsizliğinin veya ağır ihmalinin yahut idarede iktidarsızlığının sabit olması halinde davalının idare hakkının kaldırılmasına karar verilebilir. Mahkemece davalı ortağın şirketi yönetimde ağır ihmal gösterdiği, şirketin borçlarının hızlı artışı nedeniyle aciz haline düştüğü, şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosyadaki mevcut ana sözleşme ve imza sirküleri ile şirketin iki ortaklı olup, her iki ortağın birlikte hareket etmek suretiyle temsile yetkili oldukları anlaşılmaktadır. Esasen bu hususta taraflar arasında da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu nedenle ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmamasından tek başına davalı müdür sorumlu tutulamayacağı gibi, esasen sırf bu gereğe uyulmaması limitet şirket müdürünün azlini haklı gösterecek ağırlıkta bir kusur sayılamaz. Öte yandan, sırf şirketin bir kısım borçları nedeniyle icra takiplerine maruz kalması onun aciz haline düştüğünü göstermeyeceği gibi, davalı tarafından mevcut borçların sebebinin davacının şirkete mevcut borcunu ödememesinden kaynaklandığını ileri sürmesine ve 14.5.1997 günlü ortaklık sözleşmesinden sonra şirketi tek imza ile borçlandırmadığını iddia etmesine, dosyadaki mevcut icra takip dosyalarından bir kısmının davalının şahsi borcuna ilişkin olup, şirketle bir ilgisinin bulunmamasına, şirket aleyhine girişilen takiplerde şirketi borç altına sokan belgelerde iki imza bulunduğunun açıkça görülmesi nedeniyle, davalının anılan ortaklık sözleşmesinden sonraki dönemlere ilişkin olarak ortağı bulunduğu şirketi tek imza ile borçlandırıp, borçlandırmadığının ve varsa bu şekilde yapılan borçlanmaların şirketi aciz haline düşürüp düşürmediğinin tespit olunması gerekirken yetersiz araştırma sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy