(6762 S. K. m. 56, 57) (506 S. KHK m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesince verilen 13.11.1997 gün ve 123-632 s. hükmün duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12.5.1998 tarihinde davacı avukatı Ayşe M. Acar ile davalı avukatı Sami Kahraman gelip temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili TOTAL'ın Fransız uyruklu petrol üretim ve dağıtım şirketi olduğunu, TOTAL markası ve ticaret ünvanının dünya çapında tanındığını, markanın 6.2.1984 gününden itibaren Türkiye'de tescilli olduğunu, davacı TOTAL'ın %51 oranında hissedar olduğu Total Oil Türkiye A.Ş.ne marka kullanım hakkı verdiğini, bu ortaklık ve lisans sözleşmesinden sonra davacının Türkiye'de petrol dağıtım işine girdiğini petrol istasyonlarının TOTAL'ın çizdiği ve geliştirdiği projelere göre dizayn edildiğini, davalı şirketin TUTA A.Ş.nin 1993 yılından sonra petrol dağıtım izni alarak faaliyete başladığını, TUTA markasının görsel ve işitsel yönlerden davacının TOTAL markasına büyük benzerliği sebebiyle karışıklığa yol açtığını, ayrıca davacıya bağlı petrol istasyonlarının davacıya ilişkin dizaynın taklit edilerek düzenlendiğini (dizayn edildiğini) böylece davalının eylemlerinin haksız rekabet ve markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markaya tecavüz ve haksız rekabet iddialarının doğru olmadığını, markalar arasında karışıklığa yol açacak benzerlik bulunmadığını, petrol istasyonu dizaynının marka olarak tescil edilemeyeceğini, müvekkili şirketin TUTA ünvanının davacının markasından daha önce Türkiye'de tanındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre; davacının TOTAL adlı markasının 6.2.1984 gününde motor yağları, yakıtlar, antifirizler vb. ürünlerde kullanılmak üzere tescil edildiği ve markanın 6.2.1994 gününde 10 yıl süre için yenilendiği, davalı adına tescilli bir marka bulunmadığı TUTA sözcüğünün şirket ünvanında yer aldığı, tarafların aynı zamanda petrol istasyonları işlettikleri, davacının TOTAL markası ile davalının tescilsiz olarak kullandığı TUTA markası arasında orta kültür seviyesindeki tüketicileri yanıltıcı, karışıklığa neden olacak benzerlik bulunmadığı, böylece Markaların Korunması Hakkındaki 556 s. KHK.nın 61. maddesine göre marka hakkına tecavüz bulunmadığı, fakat, mahallinde yapılan keşif sonunda düzenlenen 13.10.1997 günlü bilirkişi raporuna göre, davalı şirkete bağlı olarak işletilen akaryakıt istasyonlarının dizaynının davacı TOTAL'ın bütün dünyada işlettiği veya sahip olduğu akaryakıt istasyonlarındaki dizayn ile aynı olduğu, kullanılan hakim renk, kanopy denilen üst sundurmaların görünüşü itibariyle büyük benzerlik bulunduğu, bu aldatıcı benzerliğin orta kültür düzeyindeki tüketicileri yanıltabileceği bu sebeple TTK.nun 56 ve 57/5 maddelerine göre davalının bu eyleminin haksız rekabet olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespitine, davalının istasyonlarında kırmızı-beyaz renklerin ve benzer dizaynın kullanılmasının önlenmesine, böylece haksız rekabetin önlenmesine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar temyiz etmişlerdir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalının temyizine gelince; Davalı şirkete bağlı petrol istasyonlarının gerek yapı ve gerekse kullanılan renkler yönünden davacının petrol istasyonlarındaki dizaynın aynen taklit edildiği iddia edildiğine göre; böyle bir sonuca varabilmek için üniversite öğretim üyeleri arasından iki mimar ve bir hukukçu kişilerden oluşturulacak uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, yapı ve renkler ile dizayn yönünden bir iltibas olup olmadığının değerlendirilmesinin bilirkişilerden istenmesi ve sonucu çerçevesinde bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu konuda uzmanlığı olmayan bilirkişilerden alınan rapora dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1.bentte yazılı sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 20.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 343.900 TL. temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.05.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy