(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 16.10.1997 tarih ve 874-1200 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekilleri, davalının müvekkilleri kooperatif ortağı olup, kooperatife olan ana para ve faizleri ödememesi üzerine aleyhine icra takibine girişildiğini, ancak borçlu davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının Bursa 4.İcra Müdürlüğünün 1996/4024 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, 1991 yılında yapılan genel kurulda aylık gecikme faizi oranının %10 oranında belirlenmesinin ana sözleşmeye aykırı bulunduğunu, faiz istenemeyeceğini davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalının davacı kooperatife 13.000.000 TL aidat, 74.091.723 TL faiz olmak üzere toplam 87.091.723 TL borcu bulunduğu gerekçeleriyle, davalının itirazının iptaline, asıl borç 13.000.000 TL üzerinden %40 icra inkar tazminatına hükmolunmuştur.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bend kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı kooperatif ortağı olan davalının kooperatife olan aidat borçları ve ferilerinin tahsili amacıyla yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, 27.6.1997 günlü bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişice kooperatif bilgisayar kayıtları üzerinde inceleme yapılarak sonuca ulaşılmışsa da, davalının borcuna karşılık bir kısım ödemelerini posta çekleriyle kooperatife ödediğini ileri sürerek, ödemelerine ilişkin posta alındı makbuzları ibraz etmesine karşın, raporda ödemelere ilişkin bu makbuzlardan bahsedilmemektedir. Bilirkişi raporu uyuşmazlıktaki iddia ve savunmayı karşılar nitelikte olmalıdır, anılan raporun özellikle savunmayı karşılar mahiyette olmadığı gibi, son derece soyut ve denetime de elverişli görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacı kooperatif defterleri ile dosyaya ibraz edilen davalı ödemelerine ilişkin posta alındı makbuzları üzerinde yeniden bir hesap bilirkişisince yapılacak inceleme sonucunda hasıl olacak sonuca göre hüküm oluşturmaktan ibarettir. Mahkemece yetersiz incelemeye dayalı, taraf iddialarını karşılar nitelikte bulunmayan ve denetimden uzak bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda 1 Nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy