(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 9, 21, 27)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyoğlu 1. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 16.10.1997 tarih ve 747-851 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalılara ait aracın meydana gelen kazada hasar verdiğini davalılar aleyhine girişilen icra takibine ise itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini % 40 inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, yetkili mahkemenin kazanın meydana geldiği yer olan Pınarhisar veya ikametgahları Demirköy Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalıların ikametgahının Demirköy olduğu, kazanın ise Kırklareli'nde meydana geldiği gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine dosyanın Demirköy Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı şirkete sigortalı olan araca, davalı N."e ait aracın çarpmasından kaynaklanan rücu tazminatına ilişkindir. TTK.nun 1301. maddesi hükmü gereğince sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettirenin yerine geçer ve bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyorsa sigortacının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.
O halde, sigortacının zarar sorumlusuna karşı açtığı davada, HUMK.nun 9 ve 21. maddeleri uyarınca biri davalının ikametgahı, diğer haksız fiilin vuku bulduğu yer olmak üzere; iki ayrı yetki söz konusudur. Bir davanın görülmesinde birden fazla ayrı yetki söz konusudur. Bir davanın görülmesinde birden fazla ayrı yetki söz konusudur. Bir davanın görülmesinde birden fazla yer mahkemesinin yetkili bulunması halinde, seçim hakkı davacıya yer mahkemesinin yetkili bulunması halinde, seçim hakkı davacıya aittir. Davacı bu seçim hakkını kullanmaz veya yanlış kullanırsa seçim hakkı davalıya geçer. Davalı yetki itirazında yalnız bir mahkemeyi göstererek bu seçim hakkını kullanırsa, yetkisiz mahkeme dava dosyasını HUMK.nun 27. maddesi uyarınca bu mahkemeye gönderilmesine karar verir. Buna gönderilmesine karar verir. Buna karşılık davalı yetki itirazında birden fazla mahkemeyi yetkili göstererek, bu seçim hakkını kullanmazsa, seçim hakkı tekrar davacıya geçer. Mahkemenin, bunun üzerine davacıdan seçim hakkını hangi mahkeme için kullandığını sorması ve yetkisizlik karar ile dava dosyasının davacının seçtiği yetkili mahkemeye gönderilmesine karar vermesi gerekir.
Somut olayda kaza Pınarhisar'da meydana geldiği, davalıların ikametgahının ise Demirköy olduğu görülmektedir. Dava ise yetkisiz mahkeme olan Beyoğlu'nda açılmıştır. Davalılar yetki itirazında birden fazla mahkemeyi yetkili göstermekle seçim hakkı yeiden davacıya geçmiştir. Davalıların icra takibine yönelik itirazda ayrıca yetki itirazında bulunmamaları, açılan itirazın iptali davasında yetki itirazında bulunmalarını engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığından, mahkemece davacıya Pınarhisar veya Demirköy mahkemelerinden birini seçme hakkı tanınarak dosyanın davacının seçtiği yetkili mahkemeye gönderilmesi için yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,10.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy