(6762 S. K. m. 1292, 1299)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesince verilen 10.6.1998 tarih ve 141-600 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkiline ait 06 TBİ 04 plakalı aracın davalı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı olduğunu aracın 26.8.1995 tarihinde kaza yapıp hasarlandığını, süresinde davalı şirkete ihbar yapıldığını, araçtaki hasarın mahkeme kanalıyla tespit edildiğini ileri sürerek 144.600.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacıya ait aracın 21.8.1995 - 1996 tarihlerini kapsıyacak şekilde kasko sigortası ile sigortalandığını, dava dilekçesinde olayın 26.8.1995 saat 23.00 sıralarında meydana geldiği, kaza tutanağında 27.8.1995 saat. 0.30 sıralarında meydana geldiği, davacının müvekkiline başvurusunda ise 27.8.1995 saat 12.30 da kazanın meydana geldiğinin (sabaha karşı) bildirildiğini, olayın gün ve saatinde çelişki olduğunu, ayrıca sağlık kurumunda düzenlenen raporda 26.8.1995 saat 23.00 şerhinin olduğunu, yine 17.8.1995 tarihli sağlık raporunda açıkça tahrifat olduğunu, hasar ile olayın birbirini tutmadığını, kazanın olmasından sonra poliçenin düzenlendiği sonucuna varıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 122.177.200 TL nın 29.8.1995 tarihinden itibaren değişen oranlı reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Ancak, davacı sigortalı, kasko sigortacısından sigorta bedelini ödemesini talep etmektedir. TTK.nun 1299. maddesine göre, bu borç mal sigortalarında rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar yükümlülüğünün, aynı yasanın 1292. maddesinde belirtildiği şekilde doğduğu tarihte muaccel hale gelir. Uygulamada, muacceliyetin ancak ihbar yapılmasından sonra gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Dosyada, davacı tarafından davalı sigorta şirketine bu anlamda bir ihbar yoktur. Ancak, davacı tarafından Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/271 D. iş dosyasında alınan, bilirkişi raporu davalı şirkete 6.11.1995 tarihinde tebliğ olmakla sigorta şirketi yönünden borcun bu tarihte muaccel olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, temerrüt faizinin başlangıcı olarak 6.11.1995 tarihi esas alınmak ve bu tarihten itibaren faize karar verilmek gerekirken yazılı olduğu şekilde olay tarihinden faize hükmetmek doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy