(6762 S. K. m. 56, 57) (Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) m. 6, Mük. m. 6-1)
Dava: P. C. D. ile P. K. San. TAŞ. arasındaki davadan dolayı İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 1.12.1997 gün ve 1095-1139 sayılı hükmü bozan dairenin 6.7.1998 gün ve 98/1734-5146 sayılı ilamı aleyhinde davalı muk. davacı P. A.Ş. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkili şirketin ilk kez İtalya'da 20.11.1989 tarihinde ve ayrıca dünyanın pekçok ülkesinde müvekkili şirket adına tescilli bulunan "DOLCEVİTA" markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin Türkiye'de aynı markayı 11.2.1993 tarihinde tescil ettirildiğini, davalı şirketin söz konusu markayı tescil ettirirken, müvekkiline ait markanın dünya çapında tanınmış olmasından yararlanmak amacıyla müvekkilinden önce Türkiye 'de tescil ettirdiğini, bunun yanında kullandığı reklam fotoğraflarında müvekkilinin reklam araçlarını kullandığını, kadın dergilerine verdiği tanıtımlarda hiçbir Türkçe kelime kullanmadığını, bu tür davranışların davalının aldatma ve iltibas yaratma niyetini gösterdiğini, davalının ürününü satın alanların C. D. markasını satın aldıklarını sandıklarını ileri sürerek Paris sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca davalının markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, davalının haksız rekabetinin tespit ve men'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "Dolce Vİta" markasının dünyaca ünlü olduğu iddiasının doğru bulunmadığını, tescil nedeni ile müvekkilinin önceliği bulunduğunu, davacının "Dolce Vita" markasının tanıtımına 1995 yılında başladığını savunarak asıl davanın reddine birleşen davada ise, P. A.Ş. i "Dolce Vİta" markasını 11.2.1993 tarihinde tescil ettirdiğini, ürünleri üretip sattığını, merkezi Pariste bulunan davalı P. C. D.'un "Dolce Vita" markası ile ürettikleri parfümü Duty Free Shop'larda satmak suretiyle tescilli markalarına tecavüz ettiklerini ileri sürerek tecavüzün ref'i ve men'ine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı markasının Türkiye'de 11.2.1993 tarihinde tescil edildiği, Türkiye'de markayı ilk tescil edenin sahiplik karinesinden yrarlanacağını, davalı markanın Türkiye'de tanındığını, davacının ise markasını 1995 yılından itibaren tanıtmaya başladığı, davalının kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığını, davacının markasını Türkiye'de davalıdan önce maruf ve meşhur hale getirdiğine ilişkin hiçbir kanıt bulunmadığını, birleşen davanın davacısı olan P. A.Ş: nin bu markayı 11.2.1993 tarihinde Türkiye'de tescil ettirmesi nedeniyle, davalının bu marka adı ile üretim ve satış yapmasının P. A.Ş.nin markasına tecavüz teşkil ettiğinden asıl davanın reddine birleşen davanın kabulü ile P. C. D. tarafından imal ve satışı yapılan "Dolce Vİta" adı ile P. A.Ş. nin markasına vaki tecavüzünün önlenmesine karar verilmiştir.
Asıl davacı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalı ve birleşen davanın davacısıkarar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesinde (Noterisch Bekanntüe Marken) kelimeleri kullanılmış olup bu "Umumen/herkesce tanınan marka" anlamında kullanılmış ve AT'a üye bir ülkede maruf hale gelmiş bulunan markayı ifade etmektedir. Bu tür markalar dünya çapında maruf olmasa bile Paris Sözleşmesine üye ülkelerde, hatta bu üye ülkelerin bazılarında bilinen marka ise bu madde kapsamında kabul edilmektedir. Bu tür markaların Paris sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesinden yararlanabilmesi için koruma talep eden markanın Türkiye'de (umumen malum olması) yeterli olup markanın ülkemizde fiilen kullanılmasından ileri gelmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
Dairemizin emsal teşkil eden Yardley kararında belirtildiği gibi umumen malum malın Türkiye'ye imal edilmemesi ve ithal edilmemesi halinde dahi umumen malum malın ülkemize herzaman getirilip satılabileceği olasılığı bulunduğundan, tanınmış bir markayı hatırlatmak ve onun şöhretinden yararlanmak maksadıyla bu markanın aynı cins mallar üzerinde korunmasını iyiniyet kurallarına aykırı bulmuştur (Prof.Dr. Y. K., Ticari İşletme Hukuku Ankara 1968 sh: 465 vd).
Diğer taraftan davacı markasının "Fikri Haklar Dünya Örgütü Bürosuna tescil edildiği, Dünyada ve Ülkemizde kullanılmadığı nedenine dayanılarak terkini dava edilmediği gibi, umumen/herkesce bilinen davacı markasının tescilli ülkelerde kullanıldığına dair davalı bir delilde ibraz etmediğinden Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 1.569.400- lira karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan bu harcın ve 3506 sayılı yasa ile değiştirilen HUMK.nun 442/3. madde hükmü uyarınca takdiren 1.250.000- lira para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 20.11.1998 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Paris sözleşmesinin birinci mükerrer altıncı maddesi ile koruma altına alınan marka "aynı veya benzeri ürünlerde kullanıldığı herkesce bilindiği mütalaa edilen" markadır. Markanın tanınmış marka olduğunun kabul edilebilmesi için a - kullanılmış olması, b- kullanıldığının bilinmesi gerekir. bu nitelikteki bir markanın örneğini, taklidini veya tercümesini yapan kişilerin tescilleri antlaşmaya taraf olan ülke tarafından red ve hükümsüz bırakılabilir. Davacının markası, davalı markası tesciline kadar bazı ülkelerde tescil edilmiş olup, herhangi bir üründe kullanılmadığı gibi kullanılacağı dahi ilan ve reklam edilmiş değildir.
Sayın çoğunluğun hükmüne gerekçe yapılan "Yardley" markası dava tarihinde yurt dışında ıtrıyat mamullerinde "kullanılmakta olan" bir marka olması nedeniyle olsa olsa karşı düşüncemizin teyidi olacak bir emsal niteliğindedir.
Yukarıda değinilen ve 6.7.1998 tarihli karar nedeniyle yazdığım "karşı düşünce" yazısında yer alan görüşlerimi tekrarlayarak karar düzeltme isteminin kabulü düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy