(2004 S. K. m. 67, 67/2)
Taraflar arasındaki Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 11.5.1998 tarih ve 224-382 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 23.2.1999 günde davacı avukatı Şinasettin Atalan geldi davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında bilgisayar ve parçaları ile diğer malları yönelik ticari alış veriş gerçekleştiğini, davalının asıl borç ve vade farkından doğan cari hesap bakiyesi borçlarını ödemediği gibi girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 17.2.1994 tarihinde sözleşmeye bağlandığını, başlangıçta vadeli satımlar için iki adet 300.000.000 meblağlı çek verilmiş olup, ödemelerin tamamlanması ile çeklerin iade edildiğini, bundan sonraki ödemelerin hep peşin yapıldığını, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, her ne kadar usulüne uygun tutulan davacı defterlerine göre fatura bedelleri ve vade farkından dolayı alacak gözüküyor ise de, davacının her şeyden önce fatura konusu satışlara dair mal teslimlerini kanıtlamak zorunda olup, davacının teslimini kanıtlayabildiği mal bedellerinin davalı tarafından ödenmiş olduğu, hatta davalının ödemelerini kanıtlamakla birlikte vade farkından dolayı alacak kabul edilse bile davalının kanıtladığı ödemelerin vade farkından dolayı talep edilen miktarı da karşıladığı, davalının teklif edilen yemini eda ettiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap bakiyesinden dolayı alacağın ödenmemesi iddiası ile girişilen icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir. Davalı vekili, 17.7.1995 tarihli cevap dilekçesinde, borç doğuran akdi ilişkiyi inkar etmediği gibi, taraflar arasındaki ticari münasebetin 17.2.1994 tarihinde yazılı sözleşmeye bağlanarak sürdürüldüğünü, ancak tüm borçların ödendiğini, hatta iki adet teminat çekinin de iade edildiğini bunun ibralaşma mahiyetinde olduğunu savunmuştur. Bu konuda yargılama sırasında mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişiler kurulu gerek 30.5.1996 tarihli asıl ve gerekse 6.1.1997 ve 8.8.1997 tarihli raporlarında dava konusu borcu doğuran fatura dökümlerini çıkardıkları halde, yine davalı vekili 10.9.1996 17.1.1997 ve 6.10.1997 tarihli dilekçe ve itirazlarında akdi ilişkiyi reddetmeyerek ödeme savunmalarını tekrar etmiştir. Hal böyleyken, mahkemece, re'sen davacı taraftan 13.10.1997 tarihli celsede, mal teslimlerinin yapıldığına dair belgelerin talep edilmesi ile, bu defa davalı, 19.1.1998 tarihli celsede mal teslimlerini inkara yöneltmiş ancak, davacı taraf buna muvafakatinin olmadığını bildirmiştir.
Gerçekten de, dava 8.5.1995 tarihinde açılmış olup, uzunca süren yargılama safahatı sırasında tüm itiraz ve savunmalarını ödeme üzerine kuran davalının, davacı tarafından da muvafakatinin olmadığı nazara alındığında, ödeme savunmasını kanıtlaması gerekirken uzunca zaman sonra akdi ilişkiyi inkara yönelmesi artış usulen mümkün olmayıp, mahkemece re'sen hatırlatılan yemin de bu aşamada icapsız olduğundan mahkemece, kanıt yükünün ödeme savunmasında bulunan davalıda olduğunun kabulü ile bu ilke çerçevesinde işin esası incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekili ile temsil olunan davacı yararına takdir olunan 30.000.000 lira vekillik ücretinin davalıdan tahsilini ile davacıya ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy