(6762 S. K. m. 435, 436)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesince verilen 27.11.1997 tarih ve 308-1049 sayılı hükmün temyizen tetkiki taraflar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; müvekkiller ile davalı şahısların davalı şirketin %50 şer hisse sahipleri olup, 25.5.1993 tarihli genel kurulundan K. M.'oğlu İ. F. M.'oğlu ve H. G.'in yetkili olduklarını, iki aileden oluşan şirketin hissedar gurupları arasındaki çekişme nedeniyle işlerin yürümez hale geldiğini, nitekim şirketin mülkiyetindeki İncirli Hastahanesinin işletme sözleşmesinin feshi için ihbarın işleticiye 31.3.1996 tarihine gönderilmesi, aksi halde sözleşmenin 1 yıl daha uzayacağı, bu durumda şirketin büyük zararları ortaya çıkacağının bilinmesine rağmen, davalı yönetim kurulu üyelerinin toplantıya icabet etmediklerini ve ihtarın gönderilemediğini, şirket yönetiminin fiilen işlemez duruma geldiğini ve organsız kaldığını ileri sürerek, tedbiren şirkete E. A.'ın kayyum olarak atanmasını, şirketin feshi ile atanacak kayyumun tasfiyesi memuru olarak görevlendirilmesini istemiştir.
Davalılar; Hilmi, Nermin, Emin ve Begüm vekili; yönetim konusunda hiçbir sorun olmadığını, yönetim kurulunun toplantısına müvekkil Hilmi'nin enfektüs geçirmesi nedeniyle 1,5 ay raporlu olduğundan katılamadığını, tedbiren atanan kayyum E. A.'ın davacılar tarafından istenilip atanan kayyum olması nedeniyle fiilen müvekkilinin paylarını etkisiz hale getirildiğini, kayyumun halen davacılar vekili olan şahsı şirket vekilliğine atadığını ve tarafsızlığını yitirdiğini ileri sürerek atanan kayyumun kayyumluğunun kaldırılması ile davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlara göre; davacı şirketin iki aileden oluşan ortaklarca kurulduğu ve her bir gurubu şirketteki pay oranının %50 olduğu, kuruluştan itibaren sürekli aynı yönetim kurulunun, yani davacı guruptan 2 ve davalı guruptan da 2 olmak üzere 4 kişiden oluştuğu, en son 25.5.1993 tarihinde yapılan genel kurulda da aynı yöneticilerin 3 yıl süre ile yönetim kuruluna seçildikleri, yönetim kurulunun aynı tarihli kararı ile temsil ve ilzam yetkisinin her gurup yönetim kurulundan 1 er kişi olmak üzere K. M.'oğlu ve H. G.'in müşterek imzaları ile kabul edildiği, ancak gerek yönetimin gerekse tahsil ve ilzam yetkisi olan üyelerin bölünmeleri nedeniyle şirketin hak ve menfaatlerinin korunamadığı, bu nedenle yargılama sırasında şirkete bir kayyum atandığı kayyuma genel kurulu toplama yetkisi verildiği halde 2 defa toplanan genel kurulda da karar alınamadığı, bu şekilde şirketin amacına ulaşamadığı, şirket yönetim kurulunun görev süresinin 25.5.1996 tarihinde sona erdiği, anasözleşmede tasfiye konusunda TTK.na atıf yapıldığı, şirketin amacının gerçekleşmediği ve gerçekleşmesininde mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; TTK.nun 435. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Ç. Y.'nun atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava; davalı anonim şirketin fiilen işlevsiz ve organsız kaldığı iddiasıyla açılmış fesih davasıdır. Yargılama sırasında davalı ortaklar, hisselerini dava dışı U. S. Hizmetleri A.Ş.'ne devretmiş ancak anılan devir işleminin iptali ve hisselerin kendi adlarına tescili için davacılar İstanbul 6. Ticaret Mahkemesi'nin 1996/911 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, davanın halen derdest olduğunu açıklamışlardır. Mahkemece celbedilen ve içeriği tutanağa geçirilen anılan dosyanın halen derdest olduğu sabittir. Hisse devrinin iptali davasının sonucu, işbu davada davalıların pasif husumet ehliyetini etkileyecek niteliktedir. Zira, dava kabul ile sonuçlandığı takdirde devre konu hisseler davacılara geçeceğinden hem şirketin tüm payları davacılara ait alacak ve bu şekilde haklı nedenlerle fesih koşulları ortadan kalkacağı gibi, davalılarında şirket ile ilgisi kalmayacaktır. O halde, hisse devrinin iptali davasının bu dava için bekletici mesele sayılarak sonucunun beklenmesi gerekir iken, yazılı şekilde bu davanın esasına etkili olmayacağından bahisle işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy