(6762 S. K. m. 1281, 1282) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Maçka Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 24.2.1998 tarih ve 68-20 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ömer Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın meydana gelen kazada hasarlanmasına rağmen, kasko sigortasını yapan davalının hasar tazminatını ödemediğini ileri sürerek 300.000.000 liranın faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın belirtilen yer ve şekilde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalıya kasko sigortalı aracın, tek taraflı olarak meydana gelen kazada hasarlandığı, davalı savunmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle 137.241.000 liranın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı, davalı sigorta şirketine kasko sigortalı aracın meydana gelen kazada hasarlandığını, davalının hasar tazminatın ödemediğini ileri sürerek bu davayı açmış bulunmaktadır.
TTK. nun 1282.maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281.maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Bu ilkeler bu şekilde olmakla beraber, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki oluşan bu rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse yapılan ihbar yanlışlığının rücu hakkını engelleyecek ise ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortaya geçer.
Somut olayda, davacının dayandığı, 19.9.1995 tarihli trafik kaza tutanağını düzenleyen tutanak mümzilerinden Ferhat K'ın da imzasını taşıyan 5.1.1995 tarihli tutanak ile kazanın farklı yer ve zamanda meydana geldiği ileri sürülmüş, mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalının bu savunması üzerinde durulmalı, yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilmek ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2- Kabule göre de, davacı 300.000.,000 lira zarar talep etmiş, tespit raporunda esasa ilişkin olmayan hasarlar 135.700.000 lira olarak belirlenmiştir. Aracın pertotel (hurda) haline gelmediği halde, poliçede aracın sigorta değerinin 167.000.000 lira olarak gösterilmesi nedeniyle, olayda TTK. nun 1288.maddesinde öngörülen eksik sigorta durumunun bulunup bulunmadığının da tartışılmaması isabetli olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy