(6762 S. K. m. 391) (818 S. K. m. 101) (1136 S. K. m. 164) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ulus Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 11.3.1998 tarih ve 48-15 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin değişik zamanlarda işletme sermayesi sıkıntısı çekmesi nedeniyle müvekkilinden toplam 243.600 DM. borç para aldığını, sözkonusu paranın belirtilen vadelerde ödenmediğini ileri sürerek, 243.600 DM.nin vade tarihlerinden itibaren %19 faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan alınan borç miktarının idia edildiği kadar olmadığını, bir kısmının ödendiğini, halen 30-40 bin mark arasında bir borcun mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, alacak miktarının değişik vadeli 4 kısımda ödenen toplam 83 bin DM. olarak saptandığı, davacı yanın rapora karşı olan itirazlarına itibar edilmediği gerekçesiyle, toplam 83.000 DM.nin vade tarihlerinden itibaren işleyecek yıllık %19 faizi ile birlikte dvalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı şirket yönetim kurulu kararlarında borcun yabancı para üzerinden alındığı ve o şekilde ödenceği kabul edilmiş olmasına ve bu durumda aynen ödeneceğinin kabulünün gerekmesine göre, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, davalı şirketin ortağından borç olarak aldığı dövizin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı şirketin değişik tarihlerde aldığı yönetim kurulu kararları ile daacıdan döviz bazında borç aldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. 20.10.1993 tarih ve 17 no'lu yönetim kurulu kararında da, şirketin finansman ihtiyacı olduğu ve bu nedenle yönetim kurulu üyesi Cemal Çelik'ten 136.600 DM. işletme sermayesi alınmasına karar verildiği, aynı kararda "Cemal Çelikten şirkete alınan 136.600 DM. 31.12.1994 tarihine kadar alınmıştır." ifadesinin yer aldığı tespit edilmiştir.
Her ne kadar, kararda işletme sermayesinden sözedilmiş ise de, davalı şirketçe TTK.nun 391 vd. maddelerinde öngörülen bir sermaye artırımı yapıldığı ve dava konusu paranın bu nedenle alındığı davalı yanca ileri sürülmediğine ve sözkonusu paranın borç (karz) olarak alındığı davalı yanca açıkça reddedilmediğine göre, bu paranın da, karz ilişkisi nedeniyle verildiğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde bu miktarın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; davalı vekili aşamalardaki savunmalarında davacıdan borç olarak alınan paranın bir kısmının ödendiğini belirterek; Bartın İcra Müdürlüğü'nün 1995/2109 esas sayılı dosyasında tahsil edilen 30.000 DM.nin 20.8.1993 tarihli yönetim kurulu kararıyla alınan paraya ilişkin olduğunu, ayrıca davacı Cemal Çelik'in 6.5.1995 tarihli genel kurulda, davalı şirketin mercedes markalı otomobil, kereste bölümüne ait aspiratör ve un eleğini alacaklarına karşılık mahsup ettiğini beyan ettiğinden bunların gözönünde bulundurulmasını istediği halde, mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadığı anlaşılmıştır.
O halde, mahkemece, davalının açıklanan savunmaları gözönünde bulundurulmalı, davacının 6.5.1995 tarihli genel kuruldaki beyanları da, dikkate alınarak dosyadaki belgelerle birlikte, davalı şirketin tüm kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının alacak miktarı saptanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, bu hususların gözden kaçırılması isabetli olmamış ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, borca dayanak yönetim kurulu kararlarının bir kısmında vade belirtilmiş olup, bir kısmında ise belirtilmemiştir. Vade tarihi belirtilenlerde faiz başlangıç tarihinin belirtilen tarih olacağı kuşkusuzdur. Vade tarihi belirtilmeyenlerde ise BK: 101/1. maddesi uyarınca, ancak alacaklının ihtarıyla borçlu temerrüde düşeceğine göre, dava tarihinden önce davacının davalıya temerrüde düşürüp düşürmediği araştırılarak, davalı temerrüde düşürülmüşse, faize bu tarihten itibaren, aksi halde dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.
Bunun yanında, kabul edilen alacağa yıllık % 19 faiz yürütülmüş olup, dosyada bunun dayanağına rastlanmamıştır. O halde mahkemece, alacağın vade tarihlerinden itibaren T.C. merkez Bankası'nca bir yıl vadeli DM. mevduatına bankalarca uygulanan faiz oranları sorulmak ve bu oranlardan temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de, doğru olmamış kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
5- Kabul şekline göre de, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde, alacak davalarında davalıya takdir edilecek vekalet ücretinin davacıya takdir edilenden fazla olamayacağına dair bir hüküm bulunmadığı halde, bu yönde bir karar verilmesi de, doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte yazılı nedenlerle kararın davacı yararına, (3), (4) ve (5) no'lu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçıların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.1.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy