(743 S. K. m. 2) (6762 S. K. m. 56, 57, 58)
Dava: Taraflar arasındaki Konya Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 1.7.1998 tarih ve 1997/398-1998/751 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 20.4.1999 günde davalı avukatı S.Volkan Bali ile davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar : Davacı vekili, asıl ve birleşen davada davalının bayi olmadığı halde müvekkilinin tescilli "K..-Gaz" markalı tüplerini başka dolum tesislerinde doldurtarak pazarladığını,bu hususun haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespit ve men'ine, elde edilen tüplerin imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili işyerinde elde edilen tüplerin davacıdan satın alındığını ve yine davacı tesislerinden dolumlarının yapıldığını, tüpleri müvekkile satan ve dolduran davacının böyle bir dava açamayacağını, haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, imhaya da karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, bayii olmayan davalının davacıya ait tüpleri işyerinde bulundurup pazarlamasının haksız rekabet olduğu, tüplerin davacıdan satın almış olmasının dahi sonuca etkili olmadığı, kaldı ki, davacıdan alınan tüpler ile işyerinde elde edilen tüplerin sayısal bakımdan uygunluk taşımadığı gerekçesi ile, asıl ve birleşen davaların kabulüne, davalının haksız rekabetinin tesbit ve men'ine, elde edilen haksız rekabete konu tüplerin imhasına ve ilana karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK. nun 56 ve müteakip maddelerine dayalı haksız rekabetin önlenmesine ilişkin olup, tescilli markayı taşıyan LPG tüplerinin bayii olmayan bir başkası tarafından doldurtulup satışa arz edilmesinin ve hatta ihtiyaç fazlası elinde bulundurulmasının haksız rekabet teşkil ettiği ilke olarak doğrudur. Ancak, MK. nun 2 nci maddesi hükmü gereğince, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifade objektif iyi niyet kurallarına uymak zorunda olup, bu hakkın sırf başkasına zarar vermek amacıyla kötüye kullanılması hukuken himaye edilemez.
Somut olayda, davalının bayii olmadığı, buna rağmen davacının tescilli markalı tüplerini satışa sunduğu ihtilafsızdır. Ancak, davalı taraf savunmasında, işyerinde tespit edilen bu tüplerin davacı şirketin başbayisinden satın alındığını ve bizzat davacı şirket tesislerinde doldurulduğunu savunarak buna ilişkin fatura ve belgeler ibraz etmiş olup, bu belge ve savunmanın aksi davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Dosyaya ibraz edilen 18.12.1997 tarihli fatura münderacaatına göre davalının, davacının başbayiinden 450 adet civarında tüp satın aldığı anlaşılmakta olup, hayatın olağan akışına göre bu sayıda tüpün ticari gaye ile alındığı açıktır. Yine davalının ibraz ettiği 4.5.1997 tarih ve sonraki faturalardan davalının elinde bulunan bu tüplerin bizzat davacı tesislerinde dolumunun yapıldığı sabittir. Bunun yanında davacı taraf, ilk dava tarihinden sonra dahi davalıya ait tüpleri doldurmaya devam etmiş, 16.3.1998 tarihinde birleşen 1998/633 esas sayılı davayı açmış ise de, bundan sonra dahi 1.7.1998,20.7.1998, 29.7.1998, 25.8.1998 tarihlerinde davalı elinde bulunan tüpleri kendi tesislerinde doldurmaya devam etmiştir.
Kendine ait tüpleri satıp, müteaddif defalar bu tüpleri yine kendi dolum tesislerinde doldurmak suretiyle, davalının bayii gibi davranmasına izin ve icazet veren davacının artık böyle bir dava açması iyiniyet kurallarına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması olup, mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekili ile temsil olunan davalı yararına taktir olunan 30.000.000 lira vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy