(3095 S. K. m. 1, 2) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Sivas 1.Asliye Hukuk mahkemesince görülerek verilen 14.5.1998 tarih ve 582-212 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde müvekkilinin tacir olup, davalı bankanın Sivas şubesinde bulunan hesabından bilgisi dışında paralar çekilip, virmanlar yapıldığını böylece müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek 1.000.000.000.- lira'nın zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi, 2.396.422.897.- lira'nın ise kısa vadeli kredilere uygulanan banka faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, davacının hesabındaki hareketlerden bilgi sahibi olduğu ve esasen kendisinin şube şefi ile işbirliği yaparak hesabında para hareketi olmamasına rağmen para hareketi varmış gibi gösterdiğini, davacının hesabında para olmamasına rağmen keşide ettiği 17 adet çek karşılığının açığa provizyon yapılmak suretiyle ödenmesi nedeniyle talep olunan faizden kurtulmak amacıyla ve kötü niyetle dava açtığını davanın reddini beyan etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı banka personelinin usulsüz ve mevzuat dışı işlemlerle davacıyı zarara uğrattığı, davacının dava tarihi itibariyle zararının 2.276.422.897.- lira olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren kısa vadeli kredilere uygulanan % 50 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacıya ait ticari mevduat hesabından onun talimatı olmaksızın bir kısım paraların çekilmesi ve virmanlar yapılması iddiasına dayalı olarak açılmış olup, davalı banka vekili davacının yapılan tüm işlemlerden haberdar olduğunu ileri sürerek, bu hususun delili olarak ta anılan işlemlerin günü gününe davacı ticaret defterlerine işlenmiş olmasını göstermiş, 12.7.1996 ve 17.6.1996 tarihli dilekçelerinde de bu işlemlerin tarih ve sıra numaralarını belirtmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü davalı bankanın davacı talimatına uygun hareket edip etmediği noktasında düğümlenmektedir. Mahkemece, hükme dayanak alınan 17.9.1996 günlü bilirkişi raporunda bu hususa işaret edilmiş ise de, gerekli araştırmanın ... dosyadaki, firmanın icmal föylerinden Kasa-Bankalar hesabından davalı Ş...bank ticari mevduat hesabının yevmiye, tarih, maddesi ve icmal nosu ile tutarı belirtilmek suretiyle borç alacak kalemlerinin ayrıntılı bir liste halinde çıkartılması düşünülmüş ise de, listenin esas kayıtlarla mutabakatının sağlanamayacağı, listede yer alan kalemlerle ilgili olarak dayanağı belge asıllarının olmaması ve sağlıklı bulunmaması nedenleriyle işleme konulmasından vazgeçilmiştir. denilmek suretiyle yapılmadığı anlaşılmıştır. Oysa bilirkişi kurulunca davalının bu savunması üzerinde durularak varsa, davacı hesabından yapılan bilirkişi tesbitine göre haksız virmanlarla davacı ticari defterlerinin mutabakat sağlanan kalemlerine ilişkin olarak davacının davalıya sözlü talimatının varlığının kabulü ile bu miktarların davacı alacağından mahsubu gerekirken bu hususta yeterli araştırmaya dayanmayan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edilmesi doğru görülmediği gibi,
3- Davacı vekili asıl dava dilekçesinde 1 milyar lira için alacağın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Ticari temerrüt faiz oranı 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'un 2/1. maddesi uyarınca aynı yasanın 1. maddesinde yer alan faiz oranıdır. Davacı vekilince 3095 sayılı yasanın 2/3. maddesinde öngörülen reeskont oranında faiz talep edilmemiş bulunduğuna göre, alacağın anılan yasanın 1. maddesinde öngörülen oranda faiziyle birlikte tahsiline dair hüküm tesis edilmesi gerekirken, HUMK.'nun 74. maddesine aykırı biçimde talep aşılmak suretiyle reeskont oranında temerrüt faizine hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
4- Davacı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava dilekçesinde kısa vadeli kredilere uygulanan mevduat faizi oranında temerrüt faiziyle birlikte alacağın tahsilini talep etmiş, mahkemece de alacağın kısa vadeli kredilere uygulanan % 50 faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmişse de, 3095 sayılı Kanun'un 2/3. maddesinde ticari işlerde temerrüt faizinin T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göre istenebileceği hükme bağlanmış olup buna göre hüküm kurulması gerekirken % 50 oranında temerrüt faiziyle birlikte hüküm altına alınması doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, 4 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.01.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy