(1163 S. K. m. 43, 53)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.10.1997 tarih ve 250-593 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin 29.3.1997 tarihli olağan genel kurul toplantısına çağrı metninin altında kimin tarafından atıldığı belli olmayan tek imza bulunduğunu bunun Kooperatifler Kanununun 43 ve ana sözleşmenin 27.nci maddesine aykırı olduğunu, çağrının da 30 günlük süre kuralına uyulmadan yapıldığını, duyuru ile toplantı arasında 27 günlük süre bulunduğunu, yıllık çalışma raporu, bilanço ve denetçi raporunun ortakların incelemesine amade tutulmadığını ileri sürerek 29.3.1997 günlü olağan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, genel kurul toplantısından tüm ortakların haberdar edilmediğini, yasanın amacının da bu olduğunu, yapılan yanlışlığın Şubat ayının 28 çekiyor olmasının gözden kaçması nedeniyle oluştuğunu, kaldı ki birinci toplantının 22.3.1997 günü yapılamaması nedeniyle 2. toplantının 29.3.1997 tarihinde yapıldığını böylece toplantı ile ilan tarihi arasında 30 günden fazla bir süreninde geçtiğini davacı dahil hiç bir ortağın bilgi edinme hakkının engellenmediğini davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran davacıya toplantı çağrı kağıdının 21.2.1997 tarihinde verildiği ve toplantının 22.3.1997 tarihinde yapılacağının bildirildiği, çağrı ile toplantı arasında 30 günlük yasal süre bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 29.3.1997 günü genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar, davalı kooperatif ana sözleşmesinin 28.nci maddesi uyarınca çağrının toplantı gününden en az 30 gün önce yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş ve toplantıya çağrı ile toplantı günü arasında 28 günlük bir sürenin bulunmuş olmasına göre, usulsüz çağrı sözkonusu ise de, bu durum 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53/1.nci maddesi uyarınca ortağa dava açma hakkı tanınsa da, salt usulsüz çağrı, genel kurul kararının iptalini gerektirmez. Bu gibi durumlarda, kendisine usulsüz çağrı yapılan ortağın genel kurul kararının iptalini talep hakkı kararların yasaya, ana sözleşmeye veya iyi niyet kurallarına aykırı olarak alındığını ispat etmesi koşulluna bağlıdır. Sadece çağrıdaki usulsüzlüğün olayın oluş şekline göre, genel kurul kararının iptalini gerektirmeyeceği düşünülmeden yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş davanın esasına girilerek, davacı tarafa bu konuda iddiasının açıklattırmak, kendisine ispat olanağı tanımak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırmak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy