(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14.10.1997 tarih ve 108-206 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının kooperatif ortağı olup, müvekkili kooperatife faiz dahil toplam 563.282.500 TL borcu bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalının davacı kooperatife 231.650.000 TL asıl, 48.737.000 TL faiz olmak üzere toplam 280.387.000 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibe yapılan itirazın bu miktar üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme dayanak alınan 8.9.1997 günlü bilirkişi raporunda, davalının davacı kooperatife olan borçlarının dayanağı her bir kalem için ayrı ayrı belirlendikten ve faiz oranlarının da genel kurul kararlarıyla aylık %10 olarak saptandığı tesbit edildikten sonra, davalıya temerrüde düşmesi için tebligat yapılmadığından bahisle faiz başlangıç tarihinin davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih olarak alınarak, bu tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için faiz hesabı yapılmış ise de, davanın itirazın iptali istemine ilişkin olup, davanın niteliğine göre faiz hesabı dönem sonunun icra takip tarihi olarak alınmasının gerekmesine ve borcun dayanağının genel kurul kararları olmasına göre, faiz başlangıç tarihi olan her bir borç kalemi için dayanağı genel kurulca belirlenen faiz oran ve başlangıç tarihinin esas alınmasının gerekmesine nazaran, mahkemece dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi ile davalının gecikme faizi borcu miktarının her bir kalem için hakim tarafından denetlemeye elverişli şekilde ay ay gösterilmek suretiyle hesabının çıkartılması gerekirken, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy