(6762 S. K. m. 37, 368, 370, 381)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 02.10.1998 tarih ve 606-405 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A tarafından düzenlenen duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, birleşen dava dosyaları ile birlikte davalı şirketin 20.04.1993, 23.06.1995 ve 20.09.1996 tarihlerinde yapılan olağan genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olduğunu ileri sürerek TTK.'nun 368 ve anasözleşmenin 32 ve 51. maddelerine aykırı olarak alınan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaların süresinde açılmadığını, davacının sahibi olduğunu iddia ettiği 197 adet hisse senedinin sahih esasa müstenid olup olmadığının belli olmadığını, yıllar sonra iptal davası açan davacının iyiniyetli olmadığını, 78.000 hisse içindeki davacının varlığını iddia ettiği 197 hissesinin sonuca etkili olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, şirket kayıtları, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, iptali istenen genel kurul toplantılarının ilansız yapıldığı, davacının, 197 hisse senedinin sahibi olduğunu iddia etmesine rağmen oy hakkını kullanmak için davalı şirket nezdinde herhangi bir teşebbüste bulunduğuna dair kanıt ibraz edilmediği, davalı şirketin hamile yazılı hisse senetlerini nazara almadan dava konusu genel kurul toplantılarını TTK.'nun 370. maddesine dayanarak davet hakkındaki yasa ve anasözleşme hükümlerine riayet etmeden gerçekleştirmiş ise de, bu hususun yoklukla makul nedeni olmayıp, TTK.'nun 381. maddesi gereğince iptal nedeni olduğu, bu davaların TTK.'nun 381. maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle, her üç davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı anonim şirketin hiç çağrı yapmadan, sanki tüm ortaklar katılmışcasına genel kurulun toplandığını, genel kurula kendisinin de pay sahibi olarak katılma hakkı olmasına rağmen, çağrılmaması sebebiyle katılmadan toplantı yapıldığını iddia etmiştir.
Anonim şirketlerde genel kurulun toplantıya ne şekilde ve hangi merasime tabi olarak çağrı yapılacağı TTk.nun 368 nci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu madde hükmüne göre, usulüne uygun bir çağrının kabul edilebilmesi için asgari iki şartın gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, toplantıya davetin TTK.nun 37 nci maddesinde anılan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi, ayrıca bütün nama yazılı pay sahipleri ve varsa şirkete önceden hamile yazılı pay senetlerini ibraz ederek ikametgahlarını bildiren diğer ortaklara, taahhütlü mektupla bildirme koşullarıdır.
Davete ilişkin hükümlerle güdülen asıl amaç, bütün pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katılabilmesini sağlamakdır. TTK.'nun 368 nci maddesinin istisnası aynı yasa'nın 370 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, şayet bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahileri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kuruldan bahsedilemez. Doktrine göre de, toplantıya katılmayan veya itirazı olan pay sahibinin genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, TTK:na göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993 Bası . S.76) O halde, TTK.nun 370 nci maddesinde öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan kararlar da yoklukla malüldür.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında dava konusu olaya dönülecek olursa; davacı, iptalini istediği genel kurul toplantılarına katılmış gibi gösterilerek gerçeğe aykırı tutanak düzenlendiğini iddia ettiğine göre, mahkemece davacının bu iddiaları üzerinde durularak iptali istenen genel kurul tarihlerinde davacının pay sahibi olup olmadığı, genel kurul tutanaklarının gerçeğe aykırı olarak tutulup tutulmadığı, kısaca TTK.nun 370 nci maddesinde öngörülen her iki şartın da yerine getirilip getirilmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddidilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.2.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy