(1086 S. K. m. 179, 344)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Hatay 1.Asliye hukuk Mahkemesince görülerek verilen 10.9.1998 tarih 674-535 ve sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin halı ticaretiyle uğraşıp, davalıyla ticari ilişkide bulunduğunu, aldığı mallara karşılık çek ve senetler verdiğini, müvekkilinin davalıdan en son borç durumunun gösterilmesini istediğini davalının da bunun üzerine gönderdiği faksla henüz icraya konulmayan çeklerle birlikte, bakiye borcun 49.126.000 lira olduğunu bildirdiğini, hal böyle iken davalının giriştiği icra takibi sonucunda dosyaya 97.000.000 lira yatırdığını böylece 47.874.000 lira fazla ödemede bulunulduğunu ileri sürerek fazla ödenen bedelin tahsili ile faksta belirtilen ve takip dışı kalan çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını kabul ederek, çek ve senetlerin davacının müvekkilinden satın almış olduğu mal bedeli karşılığı olduğunu, davacının dayandığı faks fotokopisinin tüm borç ilişkisini kapsamadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacının alacağının varlığını çekler ve senetle kanıtladığı, davalının senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak herhangi bir delil ibraz edemediği, dosyada mevcut faxında bu nitelikte sayılamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı delileri arasında yeminden bahsetmemiş olsa bile dava dilekçesinde vs. deliller ifadesini kullanmışsa, bu vs. içinde yemin delili de mevcut olduğundan hakimin davasını ispat edemeyen davacıya karşı tarafa yemin teklif etme hakkını hatırlatması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir, (HGK. 29.9.1976 gün E.497 K.2564, HGK 28.12.1960 gün E.88,K.65). Bu durumda mahkemece davasını ispat edemeyen davacıya davalı tarafa yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi yanlış olmuş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy