(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 180)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Altınekin Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 7.10.1998 tarih ve 33-124 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi H. Kara tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasarlandırması nedeniyle sigorta ettirene tazminat ödendiğini ileri sürerek, 281.250.000 liranın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin mazeret bildirerek celselere katılmadığı gibi, verilen süreye ve uyarılı davetiyenin tebliğine rağmen dosyaya tek nüshadan ibaret gönderdiği delil ve belgeleri karşı tarafa tebliğ ettirmediği, bu surette davalının karşı delil verme ve sunma imkanının kısıtlandığı, dosyadaki mevcut delillerin de karar vermeye yeterli olmadığı gibi, bilirkişi incelemesi için de yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Kesin mehilin, bir kimsenin yapabileceği iş veya işlem için dosya kapsamına uygun düşecek şekilde verilmesi gereklidir. Dava, rucüen tazminata ilişkin olup, davacının dava dilekçesine ekli olarak, dayandığı tüm delillerin bir örneğini ibraz ettiği gibi, yine yargılama sırasında 23.6.1998 tarihli delil listesi ekinde bir suretlerini dahi ibraz ettiği ve delil listesinde tanık deliline dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, hazır bulunan davalı vekiline dosyada mevcut delillerden fazla olan bir örneğinin verilme imkanı ve yine mevcut deliller ile bilirkişi incelemesi yaptırmak imkanı olduğu halde, dayanılmayan tanık delili için masraf verilmesi ve karşı delil sunması için süre içeren meşruhatlı davetiyeden söz edilerek yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy