(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 21, 82)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi`nce görülerek verilen 09.09.1998 tarih ve 1486-918 sayılı kararın Yargıtay`ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A.O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 3 adet fatura bedeli 40.200.000 TL borcunu ödememesi nedeniyle aleyhine icra takibi yapıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya 10.000.000 TL borcu olduğunu, bakiye borcu makbuz karşılığı ödediğini, makbuz alınmayan ödemeler için de yemin teklif ettiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar, bilirkişi raporuna göre; davalının 10.000.000 TL`lik borcu kabul ettiği, 17.000.000 TL`lik kısmının ise tahsilat makbuzu karşılığı ödendiği, takibe konu fatura bedellerinden ödenmeyen miktarın 21.600.000 TL olduğu, makbuzlu ödemelerin başka bir borca ilişkin olduğu iddiasının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, takibe vaki itirazın 21.600.000 TL üzerinden iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren % 30 faiz yürütülmek üzere takibin kısmen devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı ve fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava satım sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Davalı sözleşme ilişkisini kabul etmiş ve ödeme def`inde bulunmuştur. Taraflar arasındaki satım ilişkisi nedeniyle davacı tarafından düzenlenen faturaların veresiye fatura olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Davalı taraf, davacının ticari defterlerine dayanmış olup, incelenen defter içeriğine göre taraflar arasındaki toplam 63.800.000 TL`lik alım-satım ilişkisi olduğu, bu miktarın 25.200.000 TL`sının davalı tarafından ödendiği, 38.600.000 TL artan borç kaldığı saptanmış defterlerin TTK`nun 82. maddesindeki koşulları taşımadığı yolunda herhangi bir saptama da yapılmadığı gibi, bu hususta davalı tarafın herhangi bir itirazı da mevcut değildir. Davacı tarafından usulüne uygun olarak yemin de eda edildiğine göre, bilirkişi raporunda saptanan 38.600.000 TL asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, taraflar arasındaki veresiye satım nedeniyle düzenlenen faturalarda vade açıkça belirtilmemiştir. Bu durumda TTK.`nun 21/2. maddesi ve 3095 sayılı Yasanın 2/3 uyarınca ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın takip tarihinden itibaren ... Bankası`nın kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont oranı üzerinden temerrüt faiz yürütülmek gerekir iken, yazılı şekilde yasal faiz uygulamasına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Öte yandan, davacının alacağı faturaya dayanan likit bir alacak niteliğinde olmasına göre, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden İİK.`nun 67/2. maddesi uyarınca davacı yararına % 40 icra inkar tazminatına da karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde bu isteminde reddedilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 01.03.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy