(6762 S. K. m. 68)
Dava: Hasımsız olarak açılan davadan dolayı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 2.11.1998 tarih ve 140-1776 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın Alibeyköy Şubesinin Ağustos ve Ekim 1997 aylarındaki yağışlar nedeniyle su baskınına maruz kaldığını, bodrum kattaki belgelerin okunamaz hale geldiğini, evrakları kurutma işlemlerinin netice vermediğini, bu konuda 28.11.1997 tarihinde tutanak tutulduğunun belirterek su baskını neticesi zayi olan defter ve belgeler için TTK.nun 68. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece tanık beyanları ve dosya kapsamına göre, davacı banka şubesinin en son Ağustos 1997 tarihinde su baskınına uğradığı, davanın 15 günlük yasal süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 68/4. maddesi uyarınca zayi kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Bir tacirin saklamak zorunda olduğu defter ve kağıtlar, yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet nedeniyle zayi olursa, tacir ziyaı öğrendiği günden itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerin yetkili mahkemesinden kendisine bir vesika verilmesini isteyebilir. TTK.nun 68/4. maddesinde öngörülen onbeş günlük hak düşürücü süre, ziyaın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut olaya gelince; her ne kadar Ağustos ve Ekim 1997 tarihinde yağan aşırı yağmur nedeniyle davacı banka şubesini su basmış ise de, şube görevlilerince defter ve kağıtlar kurutulmaya çalışılmıştır. Bu çaba sonuç vermeyince zayi olan belgeler tespit edilerek 28.11.1997 tarihinde tutanak tutulmuştur. Bu durumda ziyaı öğrenme tarihi olarak tutanağın tutulduğu 28.11.1997 tarihini kabul etmek gerekir. İşbu davanın da 12.12.1997 tarihinde açılmış olması nedeniyle, davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın hakdüşürücü süre yönünden reddi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), 8.3.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy