(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 30.4.1998 tarih ve 1997/249-1998/185 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 1.6.1999 günde davacı avukatı Y gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmedi ancak kendisine tebligat yapılamadığından davacı avukatının isteği üzerine incelemenin duruşmasız olarak evrak üzerinede yapılmasına karar verildikten temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan dava dosyası için Tetkik Hakimi S tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan protokol ile davalının Mira Turizm İşletmeleri A.Ş.deki hisselerini müvekkili davacıya devretmeyi kabul ettiğini, müvekkilinin davalıya protokol gereği3.000 Amerikan Doları ödediğini, davalının 1996/9316 sayılı icra dosyasında 5.000 USD. karşılığı 432.165.000 liranın tahsili için icra takibine giriştiğini, protokolün 4. maddesinde zikredilen ödemenin şarta bağlı olduğunu ve bu şartın gerçekleşmediğini, ayrıca icra dosyasında alacaklının talebi olmadığı halde faizin %57 oranında banka iskonto faizi üzerinden hesaplanmasının ve BK. 84. maddesinin uygulanmasının doğru olmadığını ileri sürerek, protokol gereği 3000 Doların davalıya ödendiğinin ve borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetli icra takibi nedeniyle %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokolde şirket hisselerinin devir bedelinin 5000 USD. olarak belirlendiğini ve bu alacağın tahsili için davacı aleyhine icra takibine girişildiğini, protokole göre bu borcun 3000 Dolarının 30.6.1997 tarihine kadar ödeneceğini geri kalan 2.000 Doların, Mira Turizm A.Ş.nin İspanya'da bulunan Centrol Jet firması aleyhine açtığı davanın lehe sonuçlanması şartına bağlı olduğunu bu şartın gerçekleşmesi için bir süre tayin edilmediğini, alacağın tahsil edilmemesi halinde 3.000 Doların ödenmesi suretiyle borcun biteceğini, davacının, M Turizm A.Ş.nin Centrol Jet Firmasından alacağını, ödemeleri şahsi hesabına kabul ederek tahsil ettiğini, davacının müvekkilinin banka hesabına yaptığı ödemelerin borçtan düşüldüğünü, icra takibinde ticari faiz talebinin doğru olduğunu savunarak davanın reddine ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre; davacının dava açılmadan önce 2500 Dolar ve davanın açılmasından sonra 5000 Dolar ödediği, tarafların, mukavele gereği davacının 3000 Dolar borçlu olduğu ve bu borcunu ödediği hususunda mutabık oldukları dava konusu edilen ve harcı ödenen müddeabihin 500 Dolar olduğu davacının da bu borcu icra dosyasına yatırdığı ve böylece davanın konusunun kalınmadığı, icra takibi dosyasında fazla faiz tahakkuk ettirildiği iddiasına gelince, icra memurunun işlemini İcra Tetkik Merciine yöneltilmek suretiyle düzeltilebileceği, dava dilekçesinde 2.000 Doların ödenme koşulları gerçekleşmediği iddia edilmiş ise de; dava dilekçesinin istek kısmında buna ilişkin bir talep bulunmadığı ve harcının da ödenmediği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava İİK.nun 72. maddesine dayalı, menfi tespit davasıdır. Nitekim, davalı alacaklı İstanbul 13. İcra Dairesi'nin 1996/9135 sayılı dosyasında 5000 USD. ve temerrüt faizinin tahsili için davacı aleyhine icra takibine girişmiş, alacağın dayanağı olarak taraflar arasındaki protokolü göstermiş, davacı bu davayı açarken dava dilekçesinde taraflar arasındaki şirket hissesinin devrine ilişkin protokole göre, borcun 3.000 USD. olduğunu, protokolun 4. maddesindeki şart gerçekleşmediğinden davalının 5.000 dolar üzerinden icra takibine girişmesinde haksız olduğunu, 3.000 Dolar borcu davalıya ödediğini ileri sürerek davalıya borçlu olmadığnın tespitini talep etmiştir. Taraf vekilleri 2.12.1997 tarihli duruşmada 3.000 Dolar borcun ödendiğini, ihtilaf konusu miktarın bakiye 2.000 Dolar olduğunu ifade etmişlerdir. Davacının ödenen 3.000 doların dışında borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinden vazgeçmesi yoktur. Harcı ödenen müddeabih miktar hususunda tereddüde düşülmüş ise de; bu konu davacıya açıklattırılarak eksik harç varsa davacıya tamamlattırılabilir.
O halde mahkemece, davacının iddiası çerçevesinde taraflar arasındaki protokol hükümlerine göre, davacının uyuşmazlık konusu olmayan miktarın dışında borçlu olup olmadığı araştırılmalı ve sonucu çerçevesinde bir karar verilmelidir.
2- Kabul şekli bakımından da, dava İİK.nun 72. maddesine göre açılmış menfi tespit davası olduğuna göre, sadece anapara borcu yönünden değil, takip tarihinden sonrası için talep edilen temerrüt faizi dikkate alınarak davacının talepleri konusunda bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerl davacı vekilinin temyiz tiriazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmadan vazgeçildiğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy