(818 S. K. m. 453)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Diyarbakır Asliye 1.Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 12.12.1996 tarih ve 367-492 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Çiftçi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının sahibi ve mesul müdürü olduğu mazlum eczanesi ilaç sattığını ve teslim ettiğini, davalının fatura bedellerini ödemediğini, tahsili için takip yapıldığını, yapılan takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline takibin devamına %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, l.2.1994 tarihi ile 10.3.1994 tarihleri arasında davalıdan emtia alınmadığını, fatura tanzim edilmiş ise de ilaçların tesliminin söz konusu olmadığını, irsaliyelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, alınan ilaçların faturasının müvekillerinin defterlerine edildiğini bunun da ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddiaya, savunmaya, toplanan delillere bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya 131.346.442 liralık ilaç verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 131.346.000 lira üzerinden takibin devamına, bu miktar üzerinden davalıdan %40 inkar tazminatı alınmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava satım aktinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili, davalıya ilaç emtiasını sattığını ve teslim ettiğini, ancak emtia bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. Dosya arasında satışın l.2.1994 ile 10.3.1994 tarihleri arasında yapıldığı ve buna ilişkin fatura ve irsaliyeler bulunmaktadır. Sevk irsaliyelerinin teslim alan kısmında davalı tarafın kaşesi olup, bu kaşenin sahte olduğunu davalı iddia etmemektedir, sadece imzanın veya parafın kendisine ait olmadığını savunmuştur.Bu durumda irsaliyelerdeki kaşelerin davalı tarafından kullanıldığının kabulü gerekir. O halde davacı tarafa BK.nun 453/III maddesindeki hükümlerde dikkate alınarak irsaliyelerdeki imza veya parafların davalıya veya adamlarına ait olup, olmadığını tespiti bakımından her türlü delille ispat imkanı sağlanması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edeni iadesine, 4.3.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy