(1086 S. K. m. 287)
Dava: J.D. ile M.T. arasındaki davadan dolayı Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.4.1998 gün ve 266-242 sayılı kararı onayan Daire'nin 1.12.1998 gün ve 5966-8419 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların ortağı olduğu A. ... A.Ş.'nin bürosu olarak kullanılmak üzere müvekkilince satın alınan iki dairenin, davalı adına tapuya tescil edildiğini, 23.2.1994 tarihli sözleşmeyle dairelerin satılması halinde bedelinin taraflar arasında bölüştürüleceği kararlaştırılmış olmasına rağmen, dairelerden birinin satış bedelinin davalı tarafından müvekkiline aktarılmadığını ileri sürerek, 60.000 DM. ın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu dairelerde davacının hiçbir hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen hükümde davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 1.12.1998 gün ve 5966-8419 sayılı ilamında yazılı gerekçeyle onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Davacı 23.2.1994 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunu ileri sürmüş, bu sözleşmeye dayalı olarak sözleşmede belirtilen taşınmaz bedelinden payına düşenin tahsilini istemiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair kararının Dairemizce bozulması gerekçesi, anılan sözleşmeden sonraki tarihli belgelerle bu sözleşmenin geçersiz hale getirilip getirilmediği konusunda araştırma yapılması gerektiğine ilişkin olup, özellikle 11.4.1994 tarihli belgelerin birinde anılan sözleşmenin geçerliliğinin devam ettiği, davalı dayanağı olan diğerinde ise o sözleşmenin geçersiz olduğu belirtildiğinden, bu belgeler üzerinde durulması gerektiği belirtilmiştir.
Bozma ilamı kapsamında beyanı alınan davacı vekili, 13.6.1997 tarihli dilekçesinde, 11.4.1994 günlü anlaşma ile 23.2.1994 günlü anlaşmanın geçersiz olduğu belirtilmiştir. Bunu takiben yine aynı gün ikinci bir anlaşma yapılarak tekrar 23.2.1994 günlü anlaşmanın geçerli olduğu kararlaştırılmıştır. açıklamasında bulunmak suretiyle, davalı dayanağı olan 11.4.1994 tarihli belgenin taraflar arasında düzenlendiğini kabul etmiş bulunmaktadır. Ancak bu belgeyi geçersiz hale getirdiğini beyan ettiği aynı tarihli diğer belge aslı davacı tarafça ibraz edilememiş, bu suretle davalı savunmasının geçersiz hale geldiği kanıtlanamamıştır.
Hal böyle olunca, davanın dayanağı olan 23.3.1994 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu belirten davalı savunmasının dayanağı 11.4.1994 tarihli belgenin HUMK. nun 287. vd. maddelerinde sözü edilen türden geçerli bir delil olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda ise davanın dayanağı geçersiz hale gelecektir.
Mahkemece, açıklanan bu durum karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı değerlendirme ile aksine hüküm kurulması yerinde olmadığından mahkeme kararının bozulması gerekirken, Dairemizce onanmış olduğundan davalı vekilinin, karar düzeltme isteminin kabulü ile dairemizin onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 1.12.1998 gün ve 5966-8419 sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının BOZULMASINA, 11.03.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy