(6762 S. K. m. 1295, 1297)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Karşıyaka 4. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 29.9.1998 tarih ve 834-682 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; müvekkil şirket adına trafiğe kayıtlı olan ancak haricen diğer müvekkile satılan kamyonun, üzerinde bulunan müvekkil Ali'ye ait çeyiz emtiası ile birlikte çalındığını, aracın ve yükün davalı şirkete sigortalı olduğunu, ancak sigorta şirketince poliçe güvencesinin ödenmediğini ileri sürerek; 600.000.000.- lira araç ve 300.000.000.- lira emtia bedelinin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; olay tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, sigorta prim peşinatı ve taksitlerinin süresinde ödenmediğinden poliçenin kendiliğinden münfesih olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlara göre; poliçede prim taksitlerinin 20.9.1995'den başlayarak her ay ödenmesi gerekir iken, riziko gerçekleştikten sonra 25.12.1995 tarihli çekle ödenmek suretiyle poliçenin geçerli kılınmasına çalışıldığı, oysa poliçe genel koşulları 9. maddesi uyarınca ilk taksitin ödenmemesi ve 15 gün geçmesi ile poliçenin kendiliğinden münfesih hale geldiği, çek bedelinin tahsil edilmiş olmasının sözleşmenin yenilenmesi şeklinde yorumlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketine kasko sigortası yaptırılan davacı aracının üzerindeki eşya ile birlikte çalınması sonucu oluşan zarardan poliçe güvencesi kapsamında kalan miktarın tahsiline ilişkindir. Poliçe prim peşinatının riziko tarihinden önce ödendiği, bakiye primlerin ise taksitlere bağlandığı, riziko tarihinde taksitlerin bir kısmının ödenmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, riziko tarihinde muaccel hale gelen taksitlerin ödenmemiş olması nedeniyle poliçenin TTK.'nun 1295 ve TTK.'nun 1297'nci maddesi uyarınca kendiliğinden feshedilmiş olup olmadığı ve dolayısı ile riziko nedeniyle davalı sigortacının poliçe sorumluluğunun devam edip etmediği noktasındadır. Mahkemece; her ne kadar primin ilk taksiti ödenmiş ise de, bakiye primlerin vadesinde ödenmediği, bu nedenle poliçenin TTK.'nun 1297'nci maddesi uyarınca sözleşmenin münfesih olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak; her ne kadar poliçe primlerinin vadeleri poliçede açıkça gösterilmiş ise de, davacı tarafından prim taksitlerine mahsuben ileri tarihli çek verildiği ve anılan çekin davalı şirket kayıtlarına intikal ettirilip bedelinin de tahsil edildiği sabittir. O halde, anılan çekin davalı tarafça kabulü ve tahsili ile, poliçedeki vadelerden davalı şirketçe zımnen vazgeçilip poliçe primlerinin alınan çek ile tahsil edildiğine göre, davalı sigorta şirketince sorumluluğun devam ettiğinin kabulü gerekir. Mahkemece bu husus göz önünde tutularak taraf delilleri değerlendirilip, sonucuna göre karar vermek gerekir iken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy