(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 24.11.1998 tarih ve 1996/375- 1998/1341 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili işletme ile davalı arasında akdedilen 01.05.1991 tarihli protokol uyarınca davalı şirkete ait motorların, davacının iskelesini sadece yolcu taşımak için kullanmaları gerekirken, aynı zamanda araç da taşıdıklarını ve bu sebepten baştan ve kıçtan yanaşmak ve kalkmak zorunda kaldıklarını, bu yanaşma ve iskeleden kalkma esnasında pervanelerin kuvvetli çalıştırılması suretiyle iskeleye büyük zarar verdiklerini, iskelenin neticede yıkıldığını ve tamiri için ihale açıldığını, tamir işi için KDV dahil 10.430.589.424 lira harcandığını ileri sürerek bu miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkiline ait motorların çok uzun zamandan beri davacının iskelesini kullandığını ve karşılığında kira ödediğini, iskelenin yapıldığı yerin dolma toprak olduğunu, zamanla kayarak yıkıldığını, kendi motorlarının kesinlikle bu çöküntüye yol açmış olamayacaklarını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, taraflar arasında imzalanan 01.05.1991 tarihli protokolde motorların rıhtıma nasıl yanaşacakları hakkında kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı gibi sağlam yapılmış bir iskelenin pervanelerinin çalıştırılması nedeniyle hasarlanmasının mümkün olmadığı, davalının da böyle bir durumu öngöremeyeceğine göre kendisine kusur izafesinin söz konusu olamayacağı kaldı ki, davalının iskeleyi hangi tarzda kullanıldığının davacı tarafından bilinmesine rağmen müdahale edilmemesi nedeniyle bu tarz kullanıma izin vermiş sayılacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait iskeleye davalı motorlarınca kusurlu hareketleriyle zarar verildiği iddiasına dayalı tazminat isteminden ibarettir.
Mahkemece, alınan ikinci bilirkişi raporuna istinaden davanın reddine karar verilmiş ise de, uyuşmazlığın çözümünün, davalı motorlarının usulüne uygun biçimde rıhtıma yanaşıp yanaşmadıkları ve bu yanaşma şeklinin rıhtımın çökmesine yol açıp açamayacağı ve nihayet böyle bir ihtimalin mümkün görülmemesi halinde zararın oluşumunda tarafların kusur oranlarının saptanmasına bağlı bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla, detaylı bir teknik incelemenin yapılmasının zorunlu bulunmasına göre, teknik yönden uzman olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar tesisi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, içinde liman işletmesini bilen bir kaptan, liman yapım işlerinden anlayan bir mühendis ve deniz hukukçusundan oluşacak bir heyet vasıtasıyla yapılacak inceleme sonucu verilecek raporu göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu yön gözardı edilerek teknik yönden yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar tesisi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy