(1163 S. K. m. 45, 53)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Serinhisar Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 5.11.1998 tarih ve 1997/39-1998/106 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 30.3.1997 günlü genel kurulda diğer bir ortak olan K. T.'un vekaletinin genel kurulca geçerli sayılmadığını ve bu şahsın temsil edilemediğini, bu durumun Kooperatifler Kanunu 49 ve anasözleşme 24. maddesine aykırı olduğu, genel kurulun tavsiye niteliğindeki kooperatifler birliğinin genel kurulda oylanmasının sonucu değiştirmeyeceğini, kooperatifin bu şekilde 45 adet vekaletnameyi geçerli kabul etmediğini, ayrıca çağrının usulsüz yapıldığını zira, anasözleşme 28/4.maddesi uyarınca çağrının adi mektup ve gazete ile yapılacağını yada tüm ortaklara imzalattırılacak yazılı belge ile olabileceğini, buna rağmen kooperatifin tüm üyelere çağrı belgesi, toplantı gündemini göndermediğini, yine genel kuruldan 25 gün önce bildirimin yapılması gerektiği esasına uyulmadığı, toplantıya 307 kişi katıldığı halde hazurin cetvelinde 415 imzanın olduğunu, ileri sürerek 30.3.1997 günlü genel kurul toplantısı ve bu toplantıda alınan kararların geçersizliğinin tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliğinin 16.11.1990 günlü ve Ticaret Bakanlığının 12.10.1990 günlü genelgesi uyarınca vekaletnamelerin geçersiz olduğundan kabul edilmediğini, davacının vekaletnameyi de sunmadığını, genel kurulda davacının vekaletnamelere olan itirazının onaylandığını ve reddedildiğini, genel kurul toplantısının yasa ve anasözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından 30.3.1997 'de Genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, çağrının bir kısmının posta ile bir kısmının odacılar vasıtası ile yapıldığı, ilan ile toplantı arasında 24 gün olduğu bu hususun anasözleşmeye aykırı olduğu toplantıda bir kısım üyelerin kendi aralarında diğer üyelerden aldıkları vekaletnamelerin kullandırılmadığı bu durumun anasözleşmenin 24.maddesine aykırı olduğu, gerekçesiyle 30.3.1997 günlü genel kurul toplantısı ile bu toplantıda alınan kararların iptallerine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, çağrının usulsüz olduğu ve bir ortağın diğer ortağı genel kurulda temsil etmesi için verilen vekaletnamelerin anasözleşme ve yasaya aykırı şekilde geçersiz sayıldığı iddiasıyla 30.3.1997 günlü genel kurulun ve bu toplantıda alınan kararların geçersizliğinin tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Ortakların genel kurula çağrısının yasa ve anasözleşmeye aykırı olması hali, bu genel kurulda alınan kararların geçersiz veya yoklukla malul olduğunu göstermez. Yani, çağrı usulsüz ise, genel kurulda alınan kararların ancak iptali istenebilir. Usulsüz çağrı başlı başına genel kurul kararlarının iptal için neden değildir. Davacı ayrıca genel kurulda alınan kararların yasa ve anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu iddia ve ispat etmek koşuluyla genel kurul kararlarını iptal ettirme olanağına sahiptir. Dava olayımızda genel kurul tutanağının ve bilirkişi raporunun incelenmesinde 415 ortaktan 245 asıl, 62 vekaleten olmak üzere 307 ortak toplantıya katılmıştır. Davacı ortakta toplantıya usulsüz çağrıya rağmen katılmıştır. Anasözleşme 33. maddesinde öngörülen çoğunluk sağlanmış ve kararlar oybirliği ile alınmıştır. Kooperatifler Kanunun 53/1. maddesi uyarınca toplantıya katılmış bulunan ortağın kararlara muhalif kalıp muhalefeti zapta geçirtip imzalaması halinde ancak genel kurulda alınan kararların iptalini dava edebilir. Oysa, davacı iş bu dava şartını yerine getirmeden de dava açmıştır.
Bu açıklamalara göre, davacının ileri sürdüğü hususlar butlan sebebi olmayıp iptal sebebi olduğundan ve ayrıca alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ispat edemediği gibi, Kooperatifler Kanunu 53. maddesine uygun muhalefet şerhi de olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.5.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy