(1086 S. K. m. 439)
Taraflar arasındaki davanın Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 11/12/1998 tarih ve 1998/529-1998/1056 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı aracın geçirdiği trafik kazasında uğradığı zarardan doğan sigorta tazminatının ödenmediğini ve başlattıkları takibe haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın olayın edildiği şekilde ve belirtilen yerde meydana gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 23/2/1998 gün ve 10529-1042 sayılı ilamında yazılı gerekçeyle ve ispat külfetinin sigorta şirketine ait olduğuna işaret edilmek suretiyle bozulduktan sonra mahkemece bozma ilamına uyulmuş, ancak ispat yükümlülüğünün sigorta ettirene ait olduğu yolundaki dairemizin sonraki tarihli emsal kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yerel Mahkeme tarafından verilen bir kararın, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay'ca incelenip bozulduktan sonra mahkemenin iki seçeneği vardır. Birinci eski kararda direnmek, ikincisi ise bozmaya uymaktır. Bozmaya uyulmanın en önemli hukuki sonucu ise, bu hususun yararın bozma yapılan lehine usulü müktesep hak teşkil etmesidir. Bunun anlamı, bir kez bozmaya uyulma kararı verildikten sonra artık kural olarak, bozma kararın aksine işlem yapılamaz.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozmadan sonra dosya içerisine biraz edilen ve benzer bir olayda beyan yükümlülüğün ihlali halinde ispat yükünün sigorta ettirene ait olduğu yolundaki dairemizin değişen uygulaması benimsenmiş, bu uygulama doğrultusunda karar verilmiş, bu suretle bozma ile davacı yararına oluşan usulü kazanılmış hak ihlal edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilini temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy