(1086 S. K. m. 179)
Dava: Taraflar arasındaki Ankara 7. Asliye Mahkemesince görülerek verilen 30.12.1998 tarih ve 1997/88 -1998/1071 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 05.10.1999 günde davalı avukatı B. Aydın gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karar bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için tetkik Hakimi Y. Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı aracı kuruluştaki hesabında bulunan menkul kıymetlerden bir kısmını 30.11.1995 tarihinde o tarihte henüz reşit olmayan oğlu adına virman yaparak devrettiğini, ancak bir ay sonra bu menkul kıymetlerin bir başka kişi adına virman yapıldığını, müvekkilinin oğlunun velisinin izni veya ücreti dışında böyle bir işlem yapamayacağından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 500.000.000 liranın 05.12.1995 ten itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekilin cevabında, bütün işlemlerin SPK ve İMKB mevzuatına uygun olarak davacının huzurunda ve bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, açılan ceza davasının beraatla sonuçlandığını, davacının oğluna hesap açarken alım-satım yapamayacağına dair bir uyarıda bulunmadığın savunarak davacının reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının o tarihte yasal rüştünü kazanmamış olan oğlu K. İman'ın 03.03.1997 tarihinde yaptığı satış sonucu bedelini aldığı 494.720.512 lirayı isteyemeyeceği dava dışı kişiye yaptığı virman konusu hisse senedi bedelinden ise K. İman'ın böyle bir tasarrufa ehil olup olmadığın tedbirli bir tacir gibi kontrol etmeye davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın 209.320.250 lira üzerinden kısmen kabulü ile 209.320.250 liranın dava tarihinden itibaren % 50 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davacı, reşit olmayan oğlu adına davalı aracı kuruluş nezdinde açtırdığı menkul kıymetler hesabında oğlu tarafından yapılan hisse senedi satışı ve virman işlemlerinin geçerli olmadığı ileri sürerek, bu işlemlere konu hisse senetlerinin dava tarihindeki değerini davalıdan tahsili ile kendisine verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davacı velayet ilişkisine ve veli sıfatına dayanarak değil, doğrudan kendi adına talepte bulunmaktadır. Oysa dava konusu işlemlerin süjesi davacı değil, o tarihte yasal rüşt yaşını doldurmamış olan oğlu K. İman'dır. Bu durumda, davacının ancak HUMK. nun 179/1-7 maddesi uyarınca velayeti altındaki oğlu adına dava açması mümkündür. Doğrudan kişisel zararı bulunmayan davacının aktif husumet ehliyetinin varlığından söz edilemez. Böyle olduğu halde, yani velayeten açılmış bir dava bulunmadığı halde, gerekçeli kararda davanın velayet ilişkisine dayalı olarak açıldığı, adına dava açılan kişinin davanın devamı sırasında rüştünü ve dolayısıyla davacı sıfatını kazandığından bahisle davacı ve oğlu lehine hüküm kurularak taraf değiştirme yasağına ilişkin usul hukuku ilkelerinin göz ardı edilmesi ve eksik olan aktif husumet ehliyetinin bu biçimde giderilmeye çalışılması doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- Bozma içeriğine göre, davalının diğer ve davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalının diğer ve davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenememesine, 65.00.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peyin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy