(1086 S. K. m. 445, 448, 516, 533, 534) (6762 S. K. m. 1207, 1210, 1213)
Dava: Taraflar arasındaki davanın (İstanbul Beşinci Asliye Ticaret Mahkemesi)nce görülererek verilen 9.12.1998 tarih ve 1998/2058 - 1998/1920 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verdiği anlamışmış olmakla dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlemen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İade-i muhakeme talep eden vekili, müvekkili şirkete 2.10.1998 tarihinde tebliğ edilen icra emri ile Yargıtay Onbirinci Hukuk dairesi'nin 26.6.1988 gün ve 1998/3588 - 4900 sayılı kararı ile onanan ve kesinleşen Çeşme-1 gemisi müşterek avaryası ile ilgili olarak vverilmiş 17.7.1998 tarihli hakem-dispeç kararına müsteniden 10.789.09 USD.nın müvekkili şirketten talep edildiğini, açılan celselerden müvekkilinin haberdar edilmediğini, 17.7.1997 tarihli hakem-dispeçci kararının da davacıya tebliğ edilmediğini, dispeç kararının tasdiki için gerekli olan ilanında yerine getirilmediğini, buna rağmen müvekkili aleyhinde girişilen icra takibinin yasal olmadığını ileri sürerek mahkemenin kesinleşmiş olan kararının iade-i muhakeme yolu ile incelenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait Çeşme-1 gemide 15.12.1995 tarihinde yangın çıktığını, yük ve geminin emniyeti için yangının söndürülmesi için yapılan masraf ve fedakarlıkladan dolayı müşterek avarya ilan edildiğini, davacı tarafa ait 17 nolu konişmento muhteviyatı yük teslim edilmeden önce düzenlenecek dispeç uyarınca alıcısı olduğu yük üzerine düşecek grame borcundan dolayı davacının avarya garantisi vi müşterek avarya senedi verdiğini, hazırlanmış olan hakem- dispeçci kararının gemide taşınan yük alıcılarından biri tarafından temyiz edilmesi üzerine, kararın onanarak kesinleştiğini, sadece davacının verdiği taahhütnameye aykırı davranarak borca itiraz ttiğini, hakem-dispeçci kararı için TTK.nun 1210. madde hükmünün uygulanmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, HUMK.nun 445. maddesinde iade-i muhakeme sebeplerinin 10 bent halinde sayıldığı, tebliğ ve ilana ilişkin sebeplerin buna bentler arasında yer almadığı, aynı Yasa'nın 448. maddesi gereğince yargılamanın iadesini önceki davanın taraflarının isteyebileceği, davaya fer' katılanların davada taraf olmaması nedeniyle tek başlarına yargılamanın iadesini istemeyeceği, iade-i muhakeme isteyen tarafın ise dispeçin tasdikine dair karar taraf olarak gösterilmediğinden iade-i muhakeme talep edebilme imkanı bulunmadığı, TTK.nun 1213. maddesine göre raporun tasdikine ait ilanın tasdik talebi üzerine yapılan duruşmaya usulünce çğrılmayan ilgililer aleyhine hiçbir netice doğurmayacağı gerekçesiyle davacının iade-i muhakeme talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dispiç raporu, TTK.nun 1207 vd. devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan, müşterek avarya sayılan zarar ve masrafların gemi, yük ve navlun arasında paylaşılması esaslarını düzenleyen bir belgedir.
Bu prosedür içinde yer alan dispeç raporunun düzenlenmesi aşamasında, tarafların anlaşmaları halinde konişmento veya navlon sözleşmelerine konulan hükümle tahkim şartı getirilerek, dispeçin hakem dispeçciler aracılığı ve tahkim prosedürü içerisinde düzenlenmesi de mümkün olmaktadır. Bu gibi durumlarda, hakem - dispeçciler tahkim usulü hükümleri çerçevesinde dispeç raporunu dispeç-hakem kararı şeklinde hükme bağlarlar.
Bu tür kararlar HUMK.nun 516 vd. maddelerinde öngörülein koşullar çerçevesinde yapılan yargılama sonucunda verilan kaza-i nitelik taşıyan kararlar olduğundan TTK.nun 1210. maddesinde öngörülen itirazı kabil kararlardan olmayıp, HUMK.nun 533. maddesindeki koşullar çerçevesinde temyizi kabil karardandır. Birz başka ifade ile bu kararlar, TTK.nun 1210. maddesindeki mahkemece tasdik prosedürüne ltabli değildirler.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde dava dosyasının incelenmesinde, konişmentoya konulan hüküm gereğince müşterek avarya dicpeç raporunun 1950 York Anvers kurallarına göre, hakem - dispeçciler tarafından düzenleneceğinin öngörüldüğü ve taraflarca bu hüküm çerçevesinde hakem dispeç olarak seçilen hakemlerce gerçekleştirilen yargılama prosedürü sonunda 7.7.1997 tarihinde hakem-dispeçci kararını verdikleri görülmektedir. bu kararın incelenmesinde, karar başlığında dispeç isteminde bulunan donatan ve tekne sogortacısı gösterildikten sonra (Diğer İlgililer) başsağlığı altında bir kısım sogortacılar ve yük ilgililerinden sadece TC. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü'nün gösterildiği belirlenmektedir. Karar içeriğinde ise (Borçlu Masanın Teşkili) başsağlığı altında yük değeri ebelirlenirken, diğer yük ilgilileri arasında bu davanın davacısı K... Metal Sanayi Tic. Ltd. Şti.7ne ait yük değeri belirlenmiş ve nihayet (Borçlu Masa) başlığı altında ise (7) numarada davacı yükü 530.695.07 USD değeri üzerinden garame nisbetine göre avarya borçlusu olarak gösterilmiştir.
İstanbul Beşinci Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait 1998/44 Esas ve 1998/1449 Karar sayılı dosyanın incelenmesinde, yukarıda anılan hakem-dispeç kararının onanması için mahkemeye başvurulduğu mahkemece, hakem dispeç kararında, kararın tüm ilgililere tebliği öngörüldüğü halde sadece kararın başlık kısmında yer alan ve yukarıda alınan taraflara tebligat çıkarıldığı ve fatak davacının da aralarında bulunduğu (Borçlu Masası)nda yer ve haklarında bağlayıcı hüküm kurulan diğer yük ilgilerine tebligat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Keza, yük ilgilerinden ve kendisine tebligat yapılan T.C Devlit Demiryolları Genel Müdürlüğünün temyizi üzerine Hakem-Dispeç kararı Yargıtayca onanmış ve buna dayanılarak mahkemece de tasdik edilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, hakem-dispeç kararı, davacı yük ilgisi aleyhine hüküm içerdiği halde kendisine tebliğ edilmemiştir. Bu durumda davacı bakımından aleyhine kesinleşmiş bir hüküm olduğundan bahsedilmez. Oysa, HUMK.nun 534. maddesi yollaması ile hakem-dispeç kararlarında da yargılamanın yenilenmesi bakımından ulgulanması gereken HUMK.nun 445. maddesinin ilk fıkkarında yer alan kesinleşmiş karar unsurunun davacı bakımından oluşmadığı anlaşılmaktadır. O halde, öncelikle bu şartın gerçekleşmediği gerekçesiyle, davacı tarafından açılan yargılamanın yenilenmesi davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçeli ile davanın reddi doğru değil ise de, mahkemece davanın reddi yönünde kurulan hüküm yukarıda açıklanan mnedenlerle sonucu itibariyle doğru görülmekle kararın onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2 - Davalı vekilin temyiz itiraclarına gelince, yukarıda açıklanan nedenlerle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının onanmış olması karşısında davalı vekilin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bendde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru görülen kararın (ONANMASINA), (2) numaralı bendde gösterilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incemesine şimdilik gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 1.370.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsibu ile temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.6.1999 tarihinde oybirliğiy karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy