(6762 S. K. m. 122,126,380)
Dava: Taraflar arasındaki Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 5.11.1998 tarih ve 1998/430-1998/968 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 8.6.1999 günde davacılar avukatları Oral Özbaş ve Yılmaz Yazgan gelip davalı avukatı tebliğata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacılar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karar bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Çiftçi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalılardan Yüksel Reklam Ltd. Şti.nin kendisini diğer davalının acentesi olarak lanse ettiğini, diğer davalının da müvekkillerinin bu şekilde inanmalarını sağlayacak faaliyetlerde bulunduğunu ve gerçekte de davalı AKS Menkul Değerler AŞ aracılığı ile çeşitli işlemler yapıldığını bilahare Yüksel Ltd Şti yetkililerinin kaçtığını, diğer davalının da sorumlu olmadıkları yolunda savunmada bulunduklarını, davacıların repo yapılmak üzere paralarını tevdi edilen ve bu kurum aracılığı ile hisse senedi alıp satan kişiler olduğunu, davacıların repo yapılmak üzere paralarını Yüksel Ltd Şti. tevdi ettiklerini ve repo saklama makbuzunun davalı AKS AŞ yetkilerinden geleceği belirtilerek, müvekkillerine repo dönüş vade tarihli ve dönüş tutarında bono verildiğini, hisse senedi alım satımı yapmak isteyenlerin paralarını gönderdiklerini, davalı Yüksel Ltd Şti.nin kaçması ile müvekkillerinin zorda olsa davalı AKS ile 21.3.1997 tarihinde karşılıklı bir protokol yapıldığını, bununla birlikte birde ibraname verildiğini, ibranamelerin düzenlenmesinde tam bir müzayaka durumu yaratıldığını protokolde SPK tarafından davalı Yüksel Ltd Şti.ninden alınan listelerin esas alındığını, 1997 yılı ocak ayı ve şubat ayı başlarında toplam (147.000.000.000) lira ödenmesi gerekirken vadeli olarak (80 milyar) ödendiğini bu şekilde yapılan bir ödemenin gerçekte 1/5 nispetinde yapılan bir ödeme olduğunu, şayet ortada bir hak ve sorumluluk var ise bunun tam olarak alınmasının doğal olduğunu, olayda tipik bir müzayaka durumu olduğunu, yapılan anlaşmanın müzayaka nedeniyle geçersiz olduğunu, ibranamelerin iptaline, toplam (67.137.648.820) lira alacağın 16.9.1997 tarihinden itibaren %78 oranında reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı AKS vekili AŞ vekili cevabında, diğer davalının müvekkili ile bir ilişkisi bulunmadığını, acentası olmadığını, davalı Yüksel'in tefecilik yaptığını yapılan protokolün geçerli olduğunu, bir kısım davacıların bu nedenle müvekkiline teşekkürlerini bildirdiklerini müzayakanın sözkonusu olmadığını hak düşürücü sürenin dolmasına 2 gün kala açıldığını, davacıların iyiniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddiaya, savunmaya, toplanan delillere göre, davacılar ile davalı AKS AŞ arasında direkt bir ilişki bulunmadığı, bu davalı açısından edimler arasında nisbetsizlikten ve dolayısıyla müzayakadan söz edilemiyecektir. Davalı Yüksel'in yasal açıdan acentelik yapması mümkün olmadığı halde davacıların bu şahsa bono almaları için para vermelerinde davacılarında müterafık kusuru bulunduğu, davacıların protokolü avukatları aracılığı ile yapmışlardır. Bu durumda ispat imkanının bulunmayacağına inandırma iddiası dinlenemeyeceği gibi bir anda tüm davacılar bakımından maddi varlığı tehdit eden bir zararın varlığından korkmadan söz edilmesi de hayatın olağan koşulları ile bağdaşmadığı, ayrıca parayı tahsil eden davacıların davalı AKS AŞ hakkında dava açmalarında MK.2 göre iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle davalı AKS AŞ hakkındaki davanın reddine, diğer davalı aleyhine açılan davada atiye terk nedeniyle karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı temsilcileri ile davalı AKS Menkul Değerler AŞ.nin yetkileri arasında imzalanan 21.3.1997 tarihli protokolün iptali ve alacak istemine ilişkindir.
Davacı temsilcileri ile davalı AKS Menkul Değerler AŞ arasında düzenlenen 21.3.1997 tarihli protokolde, davacıların diğer davalı Yüksel Menkul Değerler Acentalığı Ltd Şti.nin işlemlerinden tüm alacakları ibra etmişlerdir. Bu ibradan da anlaşılacağı gibi, davalı AKS, diğer davalı Yüksel Menkul Değerler Ltd Şti arasındaki ilişkiyi zımnen benimsemiştir.
Öte yandan, Sermaye Piyasası Kurulu'nun mahkemeye gönderdiği 25.6.1998 tarihli yazı ekinde sunulan denetleme Kurulu raporunda da davalı Yüksel Menkul Değerler Ltd Şti temsilcileri E. E ve M. R.'in davalı AKS de işlem yaptıkları vurgulanmıştır. Bu raporda, her iki davalı arasında ilişkinin olduğunu açıklanmaktadır. Bu durum karşısında, mahkemece öncelikle davacıların paralarını verdikleri davalı Yüksek Menkul Değerler Ltd Şti.nin temsilcileri olan E. ve M.'nın topladıkları paraları davalı AKS ye intikal ettirip ettirmedikleri hususunda AKS kayıtları üzerinde Sermaye piyasası kurulu raporu da dikkate alınarak oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınması, alınacak bu raporda davalı Yüksel'in temsilcilerinin paraları AKS ye intikal ettirmediği belirlendiği takdirde o zaman ibranın geçerliliği düşünülmelidir. Şayet bahse konu paralar davalı AKS.nin kayıtlarında işlem görmüş ise, yani kayıtlara intikal etmiş ise davalının ibraname ile borçlarından kurtulması mümkün değildir. Bu hususlar mahkemece gereği gibi değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 65.000.000 duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy