(Uluslar Arası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Konvansiyonu) m. 26) (6762 S. K. m. 1312)
Dava: Taraflar arasındaki Antalya Asliye 3.Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 17.12.1998 tarih ve 1997/820-1998/612 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 19.10.1999 günde davalılar avukatları Gürkut Acar ve Ayşegül Yeğen gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karar bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilince ihraç edilen 750 kutu kısme spray karanfil çiçek emtiasının taşıma işinin davalı Antalya Kargo A.Ş tarafından üstlenildiğini, bu davalının da taşıma işini diğer davalı alt taşıyıcıya yaptırdığını, ancak, taşıma işinin kararlaştırılan süreden daha geç yapılması nedeniyle çiçeklerin bozulup hasara uğraması nedeniyle müvekkilinin zararı olduğunu, davalıların navlun ücretine dahi hak kazanamadıkları gibi, doğan zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 6.014.20 İngiliz Sterlini'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Antalya Kargo A.Ş vekili cevabında, geç taşıma nedeniyle davacının zarara uğradığının açık olduğunu, ancak, kusur ve sorumluluğun basiretli bir tacir gibi davranmayan diğer davalıda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Çelebi Ul. Taş. Güm. A.Ş vekili cevabında, müvekkilinin söz konusu taşımanın havayolu ayağını üstlendiğini, ancak bağlantısı yapılan uçağın İngiltere'ye inmesinin son anda iptal edilmesi nedeniyle taşımacının mücbir sebep nedeniyle geciktiğini, usulüne uygun tespit yapılmadığını, talebin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere bilirkişi raporuna nazaran, davalıların ilk ve alt taşıyıcı oldukları, ancak Konvansiyonun 1/3 maddesi gereğince üstlenilen taşımanın tek olduğu, bu itibarla Konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerektiği, söz konusu taşımanın geç yapıldığı ve bu nedenle hasar meydana geldiğinin sabit olduğu, ancak Konvansiyon'un 26. maddesi gereğince yükü alıcıya ulaştırılmasını müteakip 14 günlük hak düşürücü süre içinde taşıyıcıya ihbar yapılmadığından dava hakkının düştüğü gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu hava taşıması uluslararası hava taşımacılığı niteliğinde olması itibariyle uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken Varşova Sözleşmesi'nin 26/2-4 maddeleri hükümleri gereğince 14 gün içinde hasar ihbarının yapılmaması halinde dava hakkının düşeceği öngörülmüş olmasına ve hak düşürücü sürelerin de davalı tarafça ileri sürülmese bile mahkemece re'sen dikkate alınmasının gerekmesine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasa hükümlerine uygun görülen kararın ONANMASINA, 1.370.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 65.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 21.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy