(6762 S. K. m. 513) (559 S. KHK m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki davanın (Bursa Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi)nce görülerek verilen 10.2.1999 tarih ve 1998/842-1999/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı limited şirketin 13.8.1998 tarihli sermaye arttırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının oy çokluğu ile alındığını ileri sürerek iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddin iistemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının davalı şirkete %10 pay ile ortak olduğu, sermaye arttırım kararının 2/3'ü aşın bir çoğunlukla alındığı, TTK'nun 513. maddesi uyarınca sermaye arttırımının sorumluluğunu genişletme niteliğinde olmadığından oybirliği şartına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı şirket 17.12.1985 tarihinde kurulmuştur. Şirket anasözleşmesinin 17. maddesinde, "şirket anasözleşmesinin değişikliği Türk Ticaret Kanunu'nun 513. maddesi hükmüne göre yapılır" hükmü mevcuttur.
TTK'nun 513. maddesini değiştiren 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 27.6.1995 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anasözleşme değişikliği için oybirliği koşulu kaldırılmış ise de yasada yapılan değişiklik, şirket anasözleşmesinin de doğrudan doğruya değiştirileceği anlamına gelmez. Bu konuda şirketin ayrı bir karar ile anasözleşme değişikliği için anasözleşmede öngörülen toplantı ve karar nisabının yani eski metindeki nisabların uygulanması gerektiği yönünde bulunduğunun kabulü gerekir. İptali istenilen 13.8.1998 tarihli ortaklar kurulunda alınan anasözleşme değişikliğine ilişkin kararın, toplantı ve karar nisabı TTK'nun 513. maddesinin eski metindeki oranlara uygun olmadığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 1.7.1999 tarihinde oybirliği ile karar erildi.
Full & Egal Universal Law Academy