(1086 S. K. m. 381, 388, 428) (3213 S. K. m. 7, 46)
Dava: Taraflar arasındaki Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 17/03/1999 tarih ve 1998/629-1999/141 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davacı muk. davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 09/11/1999 günde davacı avukatı H. B. Akyol ile davalı avukatı Halil güneş gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karar bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik hakimi Y. Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, Torbalı ilçesindeki demir maden sahasının rödovansla işletilmesi konusunda davalı ile 19.04.1994 tarihli ve beş yıl süreli sözleşme imzaladığını, davalının arazi sahipleri ile anlaşamadığından bahisle tasfiye protokolü hazırlanması için yaptığı başvurunun müvekkilince reddedildiğini, davalının 1996 yılı 3 ve 4. dilim rödovans bedellerini ödemediğini iler sürerek 3.162.500.0000 lira rödovans alacağının aylık % 10 faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Bozmadan sonra muhtelif mahkemelere açılan yeni dönem rödovans alacak davaları birleştirilmiştir.
Davalı vekili, İşletme konusu arazilerin özel kişilere ait olması nedeniyle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi gereğince mülk sahibinden izin alınmaması nedeniyle işletmecilik faaliyetinin başlamadığını savunarak davanın reddini istemiş. Karşı davada ise sözleşmenin tasfiye ve iptalini talep etmiştir.
Mahkemece davanın 2.530.000.000 lira üzerinden kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davacı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmeksizin (karşı dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gereği yönünden) usulü nedenle bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan kanıtlara göre, 3213 sayılı kanun kamulaştırma olanağı tanıyan 46/son md. nin 16.04.1994 tarihinde Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle aynı Yasanın 7. maddesinde öngörülen arazi sahiplerinin izninin alınması gereğinin alınmadığı ve doğan bu mücbir sebepten ötürü sözleşmenin zo2073 maddesi uyarınca davalı işletmeci yönünden sözleşmenin tasfiyesi ve iptali koşullarını oluştuğu, bundan dolayı davacının rödovans alacağı talep edemeyeceği, kaldı ki yönetmeliğin 32. maddesinde belirtildiği biçimde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir ay içerisinde Maden İşletmesi Genel Müdürlüğü'nden izin alınmadığından geçerli bir sözleşmenin de vücut bulmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karış davanın kabulü ile sözleşmenin feshine, aynı konuda sonradan açılan ve birleştirilen dosyalara konu davaların derdestlik nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasındaki karşılıklı davalardan dolayı mahkemece asli davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen ilk karar tarafların temyizi üzerine Dairemizin 10.02.1998 günlü ilamı ile incelenmeksizin süresinde açılan karşı davanın harçlandırılması için uygun önel tanınması ve sonucuna göre bu dava hakkında bir karar verilmesi noktasından bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda bu kez ilk temyiz incelemesi dışında bırakılan asıl davayı ilişkin kurulan hükümden dönülecek asıl davanın tamamen reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiş olması temyiz kurumuna ilişkin içtihatlarla belirlenen usul ilkelerine aykırı görüldüğünden davacı (ve karşı davalı) vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile kararın öncelikle bu yön bakımından bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de, karşı davanın kabulüne karar verildiği halde kısa kararın (1-b) fıkrasında bu kabulle çelişir tarzda rödovans sözleşmesinin feshi yerine rödovans feshinin reddine denilmesi doğru bulunmamış, kararın bu yönden dahi bozulması gerekmiştir.
3- Bozma kapsamı nedeniyle davacı (karşı davalı) vekilinin esasa ilişen temyiz itirazlarının nicelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı ve karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü için kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine, 65.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan (karşı davalı) alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyize edene iadesine 09.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy