(1086 S. K. m. 83, 1)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Kayseri 2.Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 20.4.1999 tarih ve 1999/244- 1999/335 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife ortak olan Mehmet E'ın ortaklık payını 13.10.1997 tarihli noter senediyle satın aldığını ve kur'a sonucu Mehmet E'a isabet eden 57 nolu dükkanın müvekkiline ait olduğunu, ortaklığının davalı kooperatifçe kabul edilmediğini ileri sürerek, Mehmet E'ın ortaklığının iptali ile, müvekkilinin ortaklığının tespiti ve tescilini,kooperatif yönetim kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif duruşmaya katılmamıştır.
Dahili davalı Mehmet E, dava konusu dükkanın gerçek değerinin 125.000 DM yaklaşık, 15.000.000.000 lira olduğunu, bu nedenle mahkemenin görevli olmadığını, ayrıca gerçek bir devrin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalı kooperatifin ortağı olan Mehmet E'ın kooperatifteki payını davacıya 130.000.000 lira nakit karşılığı devrettiği bu sözleşmenin davacı ve dahili davayı bağlayacağı, belediye yazısından ortaklık payının devrinde bir sakınca bulunmadığının anlaşıldığı, dahili davalı gerçek bir devrin olmadığı konusunda tanık dinletmek istemiş ise de, davacının tanık dinletmeyi muvafakat etmediği ve davanın sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, dahili davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif ortaklık payının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Dahili davalı, dava konusu yerin yaklaşık 15.000.000.000 lira değerinde olduğunu ve mahkemenin görevli olmadığını savunmuştur. Usul hukukumuzda görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından kendiliğinden nazara alınır. Mahkemece, öncelikle dava konusu kooperatif payının (dükkânın) dava tarihindeki değerinin takdiri ve buna göre görevli olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan kabul şekline göre de, hukukumuzda açılan davaya yeni bir dilekçe verilerek katma suretiyle dava açılması diğer bir deyişle dahili davalı kurumu yoktur. Açılmış olan dava ıslah yoluyla dahi olsa diğer davalılara teşmil edilemez. Islahen dahi olsa hasım değiştirilmesi ve 3.kişinin davalı durumuna konulması HUMK. nun 83.maddesine uygun değildir (HGK 22.12.1971 gün 4-938-766 Bkz. Ejder Yılmaz, Islah, 1982 Bas.sh 206 vd).
Davalı kooperatifin muaraza yaratmasının özünde devir yapanın devri kabul etmemesi olduğuna göre, bu kişi hakkında ayrı dava açılması ve davalar birleştirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, ek bir dilekçe ile davalı konumuna getirilen Mehmet Erkan hakkında hüküm kurulması da, isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.9.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy