(4389 S. K. m. 36) (818 S. K. m. 125)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Adana Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 24.2.1999 tarih ve 1998/1891-1999/275 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 19.3.1977 doğumlu olup, anne ve babasının Almanya'da çalıştıklarını, 3 yaşında iken 10.8.1981 tarihinde anne ve babasının davalı bankanın Adana Şubesi'ne 600.384 liralık hesap açtıklarını, aradan bir süre geçtikten sonra davalı banka şubesine başvurduklarından kendilerine böyle bir hesabın bulunmadığını bildirildiğini ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere, 250.000.000 liranın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın yasal dayanağı bulunmadığı ve zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, dava konusu hesabın açılış tarihi 10.8.1981 olup, davalı bankaya ve mahkemeye başvuru tarihi 10 yılı geçmiş olup, bankanın aranıp işlem yaptırılmayan hesaplarla ilgili kayıtları saklama süresi de, 10 yıl olduğundan ve böylece 17 yıldan beri aranıp işlem yaptırılmadığı anlaşılan hesaptan ötürü davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bankalar Kanunu'nun 36'ncı maddesinde, bankalarda takipsiz bırakılan mevduat, emanet ve alacakların 10 yıllık sürenin dolması halinde TC Merkez Bankasına devredilmesi ve bu banka tarafından da, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na gelir kaydedilmesinin usul ve esasları düzenlenmiştir. Mevduat alacakları da, bu madde kapsamına girmektedir. Buradaki zamanaşımı süresi özel bir düzenleme olup, dava konusu uyuşmazlıkta Borçlar Kanunu'nun 125.maddesindeki genel zamanaşımının somut olayda uygulanmaması gerekir. O halde, mahkemece Bankalar Kanunu'nun 36'ncı maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir.
Öte yandan, mevduat tutarının davalı bankaya intikal ettirildiği kanıtlandığına ve davalının mevduat tutarını ödediğini somut olarak iddia ve ispat edemediğine göre, mevduat sahibine karşı bankanın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği üzerinde durulmadan yazılı şekilde bankanın sorumlu olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.9.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy