(1086 S. K. m. 72, 73)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İzmir 4.Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 10.3.1999 tarih ve 1998/638- 1999/182 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Raysaş AŞ vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü bulunduğu aracın müvekkiline kasko sigortalı araçla çarpışması sonucu sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, sigortalıya ödenen 422.258.340 liranın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar duruşmaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddia ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, olayda davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, hasar bedelinin 422.258.340 lira olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulüyle, 422.258.340 liranın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı R.. AŞ vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı R.. AŞ bir tüzel kişi olup,tüzel kişilere ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 13 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre hükmi Şahıslar namına tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Dava dilekçesinde davalı şirketin adresi İzmir olarak belirtilmiş ise de, gelen trafik kaydından anılan şirket adresinin Ankara'da olduğu anlaşılmaktadır. Aynı şekilde davalı şirket adına çıkartılan dava dilekçesine ilişkin tebligatın sıfatı belirtilmeksizin birlikte sakin Fatma Y'ya tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Oysa duruşmaya başlanabilmesi için tarafların usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı hususunun mahkemece resen gözetilmesi gerekir. O halde mahkemece, davalı R.. AŞ.ne dava dilekçesinin uygun tebliği, taraf teşkili yapılıp tarafların kanıtları toplanarak esas hakkında bir hüküm kurulmak gerekirken, HUMK.nun 72 ve 73 üncü maddelerine aykırı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyizi itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.9.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy